lifeforms

[US]/ˈlaɪf.fɔːmz/
[UK]/ˈlaɪf.fɔːrmz/
Frequency: Very High

Translation

n. plural of lifeform; living organisms or types/forms of life; ways or patterns of living; lifestyles (rare usage)

Phrases & Collocations

alien lifeforms

uzaylı yaşam formları

primitive lifeforms

ilkel yaşam formları

complex lifeforms

karmaşık yaşam formları

intelligent lifeforms

akıllı yaşam formları

unknown lifeforms

bilinmeyen yaşam formları

marine lifeforms

deniz yaşam formları

lifeforms evolved

evrimleşmiş yaşam formları

lifeforms adapting

uyum sağlayan yaşam formları

lifeform detected

yaşam formu tespit edildi

lifeforms thriving

gelişen yaşam formları

Example Sentences

scientists search for lifeforms on distant planets using powerful telescopes.

bilim insanları, güçlü teleskoplar kullanarak uzak gezegenlerde yaşam formlarını arıyor.

deep-sea explorers discovered strange lifeforms near hydrothermal vents.

derin deniz kaşifleri, hidrotermal bacakların yakınında garip yaşam formları keşfetti.

the new microscope reveals tiny lifeforms in a single drop of pond water.

yeni mikroskop, bir damla havuz suyunda minik yaşam formlarını ortaya çıkarıyor.

researchers classified these lifeforms by habitat, diet, and genetic markers.

araştırmacılar, bu yaşam formlarını habitatlarına, diyetlerine ve genetik belirteçlerine göre sınıflandırdı.

extreme lifeforms can survive intense radiation and freezing temperatures.

aşırı yaşam formları, yoğun radyasyona ve dondurucu sıcaklıklara dayanabilir.

new evidence suggests microbial lifeforms may exist beneath the icy crust.

yeni kanıtlar, mikrobiyal yaşam formlarının buzlu kabuğun altında var olabileceğini gösteriyor.

conservationists work to protect fragile lifeforms in coral reef ecosystems.

doğa korumacılar, mercan resif ekosistemlerindeki kırılgan yaşam formlarını korumak için çalışıyor.

pollution threatens coastal lifeforms by reducing oxygen levels in the water.

kirlilik, sudaki oksijen seviyesini düşürerek kıyı yaşam formlarını tehdit ediyor.

space missions aim to detect possible lifeforms by analyzing soil samples.

uzay görevleri, toprak örneklerini analiz ederek olası yaşam formlarını tespit etmeyi amaçlıyor.

the documentary highlights diverse lifeforms living in tropical rainforests.

belgesel, tropikal yağmur ormanlarında yaşayan çeşitli yaşam formlarını vurguluyor.

genetic studies trace how lifeforms adapt over time to changing environments.

genetik çalışmalar, yaşam formlarının zamanla değişen ortamlara nasıl uyum sağladığını izliyor.

in the lab, scientists cultivate lifeforms under controlled conditions for experiments.

laboratuvarda bilim insanları, deneyler için yaşam formlarını kontrollü koşullar altında yetiştiriyor.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now