likening to
benzetmek
likening it
onu benzetmek
likening them
onları benzetmek
likening himself
kendisini benzetmek
likening her
onu benzetmek
likening life
hayatı benzetmek
likening art
sanatı benzetmek
likening thematically
tematik olarak benzetmek
likening styles
stilleri benzetmek
likening ideas
fikirleri benzetmek
she is likening his determination to that of a lion.
O'nun kararlılığını bir aslanınkiyle kıyaslıyor.
he enjoys likening life to a journey.
Hayatı bir yolculukla kıyaslamaktan hoşlanıyor.
the teacher is likening the process of learning to climbing a mountain.
Öğrenme sürecini bir dağa tırmanmaya benzetiyor öğretmen.
in her speech, she was likening love to a beautiful flower.
Konferansında aşkı güzel bir çiçeğe benzetiyordu.
he often finds himself likening his struggles to a battle.
Sık sık mücadelelerini bir savaşa benzetir durumda buluyor.
the author is likening the city to a living organism.
Yazar şehri yaşayan bir organizmaya benzetiyor.
she is likening their friendship to a sturdy bridge.
Onların arkadaşlığını sağlam bir köprüye benzetiyor.
in his poem, he is likening the night sky to a velvet blanket.
Şiirinde gece gökyüzünü kadife bir battaniyeye benzetiyor.
he enjoys likening his career to a marathon.
Kariyerini bir maratona benzetmekten hoşlanıyor.
she is likening the challenges they face to waves in the ocean.
Karşılaştıkları zorlukları okyanusdaki dalgalara benzetiyor.
likening to
benzetmek
likening it
onu benzetmek
likening them
onları benzetmek
likening himself
kendisini benzetmek
likening her
onu benzetmek
likening life
hayatı benzetmek
likening art
sanatı benzetmek
likening thematically
tematik olarak benzetmek
likening styles
stilleri benzetmek
likening ideas
fikirleri benzetmek
she is likening his determination to that of a lion.
O'nun kararlılığını bir aslanınkiyle kıyaslıyor.
he enjoys likening life to a journey.
Hayatı bir yolculukla kıyaslamaktan hoşlanıyor.
the teacher is likening the process of learning to climbing a mountain.
Öğrenme sürecini bir dağa tırmanmaya benzetiyor öğretmen.
in her speech, she was likening love to a beautiful flower.
Konferansında aşkı güzel bir çiçeğe benzetiyordu.
he often finds himself likening his struggles to a battle.
Sık sık mücadelelerini bir savaşa benzetir durumda buluyor.
the author is likening the city to a living organism.
Yazar şehri yaşayan bir organizmaya benzetiyor.
she is likening their friendship to a sturdy bridge.
Onların arkadaşlığını sağlam bir köprüye benzetiyor.
in his poem, he is likening the night sky to a velvet blanket.
Şiirinde gece gökyüzünü kadife bir battaniyeye benzetiyor.
he enjoys likening his career to a marathon.
Kariyerini bir maratona benzetmekten hoşlanıyor.
she is likening the challenges they face to waves in the ocean.
Karşılaştıkları zorlukları okyanusdaki dalgalara benzetiyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir