Her luminously beautiful smile lit up the room.
Onun parıldayan güzel gülümsemesi odayı aydınlattı.
The stars shone luminously in the night sky.
Yıldızlar gece gökyüzünde parlak bir şekilde parlıyordu.
The artist's paintings were luminously vibrant and full of life.
Sanatçının tabloları parıldayan canlı ve hayat doluydu.
The crystal chandelier hung luminously in the grand hall.
Kristal avize büyük salonun içinde parlak bir şekilde asılıydı.
The actress's luminously elegant gown stole the show at the red carpet event.
Oyuncunun parıldayan zarif elbisesi, kırmızı halı etkinliğinde tüm dikkatleri üzerine çekti.
The sunrise was luminously beautiful, painting the sky with vibrant colors.
Gün doğumü parıldayan güzeldi, gökyüzünü canlı renklerle boyuyordu.
The lighthouse beacon shone luminously, guiding ships safely to shore.
Deniz fenerinin ışığı, gemileri güvenli bir şekilde kıyıya yönlendirerek parlak bir şekilde parlıyordu.
The bride's luminously happy face reflected her joy on her wedding day.
Gelinimin parıldayan mutlu yüzü, düğün gününde neşesini yansıtıyordu.
The full moon glowed luminously in the night sky.
Dolunay gece gökyüzünde parlak bir şekilde parlıyordu.
The stained glass windows cast a luminously colorful pattern on the church floor.
Vitray pencereler kilisenin zeminine parlak ve renkli bir desen yansıtıyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir