luxuriating

[US]/lʌkˈʒʊərieɪtɪŋ/
[UK]/lʌkˈʒʊriˌeɪtɪŋ/
Frequency: Very High

Translation

vi. lükse dalma; gelişme; serpilme; lüks içinde yaşama

Phrases & Collocations

luxuriating in comfort

rahatlığın tadını çıkarma

luxuriating in luxury

lüksün tadını çıkarma

luxuriating in bliss

mutluluğun tadını çıkarma

luxuriating in nature

doğanın tadını çıkarma

luxuriating in relaxation

gevşemenin tadını çıkarma

luxuriating in warmth

sıcaklığın tadını çıkarma

luxuriating in solitude

yalnızlığın tadını çıkarma

luxuriating in peace

huzurun tadını çıkarma

luxuriating in joy

neşenin tadını çıkarma

luxuriating in indulgence

şımartmanın tadını çıkarma

Example Sentences

she spent the afternoon luxuriating in the warm sun.

Sıcak güneşin keyfini çıkararak öğleden sonrayı geçirdi.

after a long week, he enjoys luxuriating in a hot bath.

Uzun bir haftadan sonra, sıcak bir banyoda keyif çıkarmayı seviyor.

they were luxuriating in the comfort of their new home.

Yeni evlerinin konforunun tadını çıkarıyorlardı.

luxuriating by the pool, she felt completely at peace.

Havuz başında keyiflenirken, kendini tamamen huzurlu hissetti.

he loves luxuriating in fine dining experiences.

İnce yemek deneyimlerinin keyfini çıkarmayı seviyor.

luxuriating in the beauty of nature, they took a long hike.

Doğanın güzelliğinin tadını çıkararak uzun bir yürüyüşe çıktılar.

on weekends, i find myself luxuriating in good books.

Hafta sonları kendimi güzel kitapların keyfini çıkarırken buluyorum.

she spent the day luxuriating at the spa.

Günü spa'da keyiflenerek geçirdi.

luxuriating in the moment, they forgot all their worries.

Anın tadını çıkarırken tüm endişelerini unuttular.

he was luxuriating in the joy of his accomplishments.

Başarılarının sevincinin tadını çıkarıyordu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now