matchlessness

[ABD]/[ˈmætʃlɪsnəs]/
[İngiltere]/[ˈmætʃlɪsnəs]/

Çeviri

n. eşsiz olma niteliği veya durumu; benzeri görülmemiş mükemmellik; başka hiçbir şeye eşit olmayan nitelik.

İfadeler ve Kalıplar

displaying matchlessness

Turkish_translation

possessed matchlessness

Turkish_translation

with matchlessness

Turkish_translation

absolute matchlessness

Turkish_translation

achieved matchlessness

Turkish_translation

pure matchlessness

Turkish_translation

Örnek Cümleler

the athlete's performance demonstrated a matchlessness that left the audience in awe.

Atletin performansı, seyircide hayranlık uyandıran eşsiz bir yeteneği sergiledi.

her dedication to the project was marked by a matchlessness of spirit and determination.

Proje için gösterdiği bağlılık, ruh ve kararlılığın eşsizliğiyle damgalanmıştı.

the vintage car's condition was a testament to its owner's matchlessness in restoration.

Antik arabanın durumu, sahibinin restorasyondaki eşsiz becerisine bir kanitti.

the composer's style possessed a matchlessness that set him apart from his contemporaries.

Bestecinin tarzı, onu çağdaşlarından ayıran eşsiz bir özelliğe sahipti.

the team's strategy, born of matchlessness in planning, led to a decisive victory.

Planlamadaki eşsizliğin sonucu olarak ortaya çıkan takımın stratejisi, kesin bir zafere yol açtı.

the scientist's approach to the problem showed a matchlessness of insight and innovation.

Bilim insanının probleme yaklaşımı, eşsiz bir içgörü ve yenilik gösterdi.

the novel's prose style was characterized by a matchlessness of imagery and rhythm.

Romanın yazım tarzı, eşsiz bir imgeler ve ritim kullanımıyla karakterize edildi.

the chef's culinary skills were renowned for their matchlessness in flavor and presentation.

Şefin mutfak becerileri, lezzet ve sunumdaki eşsizliğiyle ünlüyü idi.

the dancer's grace and precision were a display of matchlessness on the stage.

Dansçının zarafeti ve hassasiyeti, sahnedeki eşsiz bir gösterimdi.

the lawyer argued that the evidence presented proved the defendant's matchlessness in character.

Avukat, sunulan kanıtların sanıkta eşsiz bir karakter olduğunu kanıtladığını savundu.

the artist's ability to capture light and shadow revealed a matchlessness of talent.

Sanatçının ışığı ve gölgeyi yakalama yeteneği, eşsiz bir yeteneğin göstergesiydi.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir