materialistic person
maddi şeylere düşkün kişi
she was the heroine of a materialist generation.
O materyalist bir neslin kahramanıydı.
the dialectical materialist theory of knowledge
diyalektik materyalist bilgi kuramı
A staunch materialist, he decries economy.
Harbi bir materyalist, ekonomiyi kınıyor.
Materialists face truth, whereas idealists shun it.
Maddeciler gerçeğiyle yüzleşirken, idealistler ondan kaçınır.
Many people consider him a materialist.
Birçok kişi onu bir materyalist olarak görüyor.
She is more of a materialist than a spiritualist.
O, bir ruhani kişiden daha çok bir materyalisttir.
His materialist views clash with her idealistic beliefs.
Onun materyalist görüşleri, onun idealist inançlarıyla çelişiyor.
The author explores the conflict between materialist and spiritual values.
Yazar, materyalist ve manevi değerler arasındaki çatışmayı araştırıyor.
As a materialist, he prioritizes wealth and possessions.
Bir materyalist olarak, zenginliği ve mülkiyeti ön planda tutuyor.
She accuses him of being too materialistic.
Onu aşırı materyalist olmakla suçluyor.
The materialist perspective focuses on the physical world.
Materyalist bakış açısı, fiziksel dünyaya odaklanmaktadır.
His materialist philosophy shapes his approach to life.
Onun materyalist felsefesi, hayata yaklaşımını şekillendiriyor.
The debate between idealists and materialists continues.
İdealistler ve materyalistler arasındaki tartışma devam ediyor.
She finds comfort in her materialist pursuits.
Materyalist uğraşlarında teselli buluyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir