occluding structure
gizleyici yapı
occluding object
gizleyici nesne
occluding surface
gizleyici yüzey
occluding layer
gizleyici katman
occluding element
gizleyici eleman
occluding mask
gizleyici maske
occluding feature
gizleyici özellik
occluding boundary
gizleyici sınır
occluding region
gizleyici bölge
occluding view
gizleyici görünüm
the thick fog is occluding the view of the mountains.
Kalın sis, dağların manzarasını kapatıyor.
his emotions were occluding his judgment.
Duyguları, onun kararını etkiliyor/bulandırıyor.
the ice was occluding the river's flow.
Buz, nehrin akışını kapatıyordu/engelliyordu.
she felt her thoughts were occluding her creativity.
Düşüncelerinin yaratıcılığını engellediğini hissediyordu.
the dense smoke was occluding the exit signs.
Yoğun duman, çıkış işaretlerini kapatıyordu.
he struggled with occluding feelings of doubt.
Şüphe duygularıyla mücadele ediyordu.
clouds were occluding the sunlight.
Bulutlar, güneş ışığını kapatıyordu.
her worries were occluding her happiness.
Endişeleri mutluluğunu gölgeliyordu/örtüyordu.
dust was occluding the camera lens.
Toz, kamera lensini kapatıyordu.
the curtain was occluding the bright light from outside.
Perde, dışarıdan gelen parlak ışığı kapatıyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir