odiousness

[US]/ˈəʊdiəsnəs/
[UK]/ˈoʊdiəsnəs/

Translation

n. son derece hoş olmayan veya itici olma durumu; nefret edilen veya sevilmeyen olma durumu
Word Forms

Phrases & Collocations

odiousness of evil

kötülüğün iğrençliği

odiousness of greed

açgözlülüğün iğrençliği

odiousness of war

savaşın iğrençliği

odiousness of hatred

nefretin iğrençliği

odiousness of lies

yalanların iğrençliği

odiousness of injustice

adaletsizliğin iğrençliği

odiousness of betrayal

ihanetin iğrençliği

odiousness of oppression

bastırmanın iğrençliği

odiousness of intolerance

hoşgörüsüzlüğün iğrençliği

odiousness of arrogance

kendine güvenmenin iğrençliği

Example Sentences

his odiousness was evident in his rude remarks.

Onun iğrençliği, kaba sözlerinde belirgindi.

she couldn't tolerate his odiousness any longer.

O, onunkine artık daha fazla tahammül edemiyordu.

the odiousness of the situation made everyone uncomfortable.

Durumun iğrençliği herkesi rahatsız etti.

his odiousness was matched only by his arrogance.

Onun iğrençliği, sadece kibirine eşitti.

they were shocked by the odiousness of his actions.

Onlar, onun eylemlerinin iğrençliği karşısında şok oldular.

the odiousness of the crime left a lasting impact.

Suçun iğrençliği kalıcı bir etki bıraktı.

her odiousness was a topic of gossip among friends.

Onun iğrençliği, arkadaşlar arasında dedikodu konusuydu.

he displayed an odiousness that alienated his colleagues.

O, iş arkadaşları arasında yabancılaşmaya neden olan bir iğrençlik sergiledi.

despite his charm, there was an underlying odiousness.

Şamasına rağmen, altında yatan bir iğrençlik vardı.

they tried to ignore the odiousness of the comments.

Yorumların iğrençliğini görmezden gelmeye çalıştılar.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now