originates from
kaynaklanıyor
where it originates
nereden kaynaklanıyor
truly originates
gerçekten kaynaklanıyor
originates in
kaynaklanıyor
originates back
geriye kaynaklanıyor
originates here
buradan kaynaklanıyor
culture originates
kültür kaynaklanıyor
originates locally
yerel olarak kaynaklanıyor
originates abroad
yurt dışında kaynaklanıyor
originates naturally
doğal olarak kaynaklanıyor
the tradition originates from ancient times.
bu gelenek kadim zamanlardan gelir.
this style of music originates in the caribbean.
bu müzik türü karayipler'de ortaya çıkar.
the concept originates from a famous philosopher.
bu kavram ünlü bir filozoftan gelir.
many languages originate from latin.
pek çok dil latin'den gelir.
the disease originates from a specific virus.
bu hastalık belirli bir virüsten kaynaklanır.
the idea originates from a collaborative project.
bu fikir ortak bir projeden ortaya çıkar.
her passion for painting originates in her childhood.
resim tutkusu çocukluğundan gelir.
the recipe originates from a small village.
bu tarif küçük bir köyden gelir.
this fashion trend originates from the streets of paris.
bu moda trendi paris sokaklarından ortaya çıkar.
the festival originates from a harvest celebration.
bu festival hasat kutlamalarından gelir.
originates from
kaynaklanıyor
where it originates
nereden kaynaklanıyor
truly originates
gerçekten kaynaklanıyor
originates in
kaynaklanıyor
originates back
geriye kaynaklanıyor
originates here
buradan kaynaklanıyor
culture originates
kültür kaynaklanıyor
originates locally
yerel olarak kaynaklanıyor
originates abroad
yurt dışında kaynaklanıyor
originates naturally
doğal olarak kaynaklanıyor
the tradition originates from ancient times.
bu gelenek kadim zamanlardan gelir.
this style of music originates in the caribbean.
bu müzik türü karayipler'de ortaya çıkar.
the concept originates from a famous philosopher.
bu kavram ünlü bir filozoftan gelir.
many languages originate from latin.
pek çok dil latin'den gelir.
the disease originates from a specific virus.
bu hastalık belirli bir virüsten kaynaklanır.
the idea originates from a collaborative project.
bu fikir ortak bir projeden ortaya çıkar.
her passion for painting originates in her childhood.
resim tutkusu çocukluğundan gelir.
the recipe originates from a small village.
bu tarif küçük bir köyden gelir.
this fashion trend originates from the streets of paris.
bu moda trendi paris sokaklarından ortaya çıkar.
the festival originates from a harvest celebration.
bu festival hasat kutlamalarından gelir.
Explore frequently searched vocabulary
Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!
Download DictoGo Now