osculating circle
oskulasyon çemberi
osculating plane
oskulasyon düzlemi
osculating curve
oskulasyon eğrisi
osculating tangent
oskulasyon teğeti
osculating sphere
oskulasyon küresi
osculating ellipse
oskulasyon elipsi
osculating geometry
oskulasyon geometrisi
osculating function
oskulasyon fonksiyonu
osculating limit
oskulasyon limiti
osculating sequence
oskulasyon dizisi
the planets are osculating around the sun in their orbits.
gezegenler yörüngelerinde güneşin etrafında salınımlı hareket ediyor.
her emotions were osculating between joy and sadness.
duyguları sevinç ve üzünlük arasında gidip geliyordu.
the two curves are osculating at that point on the graph.
iki eğri grafikte o noktada birbirine teğetti.
he felt his thoughts osculating between different ideas.
farklı fikirler arasında düşünceleri gidip geldiğini hissetti.
the car's tires were osculating as it went over the bumps.
arabanın lastikleri tümseklerden geçerken birbirine temas etti.
the dancers' movements were osculating gracefully across the stage.
dansçıların hareketleri sahne boyunca zarifçe birbirine kenetleniyordu.
the stock prices were osculating wildly during the market crash.
borsa fiyatları piyasa çöküşü sırasında çılgınca dalgalanıyordu.
his mood kept osculating throughout the day.
duygusu gün boyunca sürekli değişiyordu.
the sound waves were osculating as they traveled through the air.
ses dalgaları havada hareket ederken birbirine karışıyordu.
osculating circle
oskulasyon çemberi
osculating plane
oskulasyon düzlemi
osculating curve
oskulasyon eğrisi
osculating tangent
oskulasyon teğeti
osculating sphere
oskulasyon küresi
osculating ellipse
oskulasyon elipsi
osculating geometry
oskulasyon geometrisi
osculating function
oskulasyon fonksiyonu
osculating limit
oskulasyon limiti
osculating sequence
oskulasyon dizisi
the planets are osculating around the sun in their orbits.
gezegenler yörüngelerinde güneşin etrafında salınımlı hareket ediyor.
her emotions were osculating between joy and sadness.
duyguları sevinç ve üzünlük arasında gidip geliyordu.
the two curves are osculating at that point on the graph.
iki eğri grafikte o noktada birbirine teğetti.
he felt his thoughts osculating between different ideas.
farklı fikirler arasında düşünceleri gidip geldiğini hissetti.
the car's tires were osculating as it went over the bumps.
arabanın lastikleri tümseklerden geçerken birbirine temas etti.
the dancers' movements were osculating gracefully across the stage.
dansçıların hareketleri sahne boyunca zarifçe birbirine kenetleniyordu.
the stock prices were osculating wildly during the market crash.
borsa fiyatları piyasa çöküşü sırasında çılgınca dalgalanıyordu.
his mood kept osculating throughout the day.
duygusu gün boyunca sürekli değişiyordu.
the sound waves were osculating as they traveled through the air.
ses dalgaları havada hareket ederken birbirine karışıyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir