overbore capacity
aşırı çap kapasitesi
overbore limits
aşırı çap sınırları
overbore design
aşırı çap tasarımı
overbore engine
aşırı çaplı motor
overbore pressure
aşırı çap basıncı
overbore performance
aşırı çap performansı
overbore system
aşırı çap sistemi
overbore operation
aşırı çap işlemi
overbore analysis
aşırı çap analizi
overbore factor
aşırı çap faktörü
his enthusiasm for the project overbore any doubts from the team.
proje için gösterdiği heves, ekibin tüm şüphelerini bastırdı.
the excitement of the crowd overbore the speaker's nerves.
kalabalığın heyecanı, konuşmacının sinirlerini bastırdı.
she overbore her opponent with her strong arguments.
güçlü argümanlarıyla rakibini aştı/üstünlüğe taşıdı.
his kindness overbore her initial reluctance to accept help.
onun iyiliği, başlangıçta yardım almaktan çekinen kadının tereddütünü bastırdı.
the overwhelming evidence overbore the defense's claims.
ezici kanıtlar, savunmanın iddialarını geçersiz kıldı/bastırdı.
the strong winds overbore the small boat, making it difficult to navigate.
güçlü rüzgarlar küçük tekneyi zor durumda bıraktı/etkisiz hale getirdi.
her passion for the cause overbore any financial concerns.
dava için duyduğu tutku, herhangi bir mali kaygıyı bastırdı.
the bright lights of the city overbore the stars in the sky.
şehirdeki parlak ışıklar, gökyüzündeki yıldızları bastırdı/görünmez hale getirdi.
his determination overbore all obstacles in his path.
kararlılığı, yolundaki tüm engelleri aşmasını sağladı.
the urgency of the situation overbore their usual protocols.
durumun aciliyeti, onların her zamanki protokollerini devre dışı bıraktı/bastırdı.
overbore capacity
aşırı çap kapasitesi
overbore limits
aşırı çap sınırları
overbore design
aşırı çap tasarımı
overbore engine
aşırı çaplı motor
overbore pressure
aşırı çap basıncı
overbore performance
aşırı çap performansı
overbore system
aşırı çap sistemi
overbore operation
aşırı çap işlemi
overbore analysis
aşırı çap analizi
overbore factor
aşırı çap faktörü
his enthusiasm for the project overbore any doubts from the team.
proje için gösterdiği heves, ekibin tüm şüphelerini bastırdı.
the excitement of the crowd overbore the speaker's nerves.
kalabalığın heyecanı, konuşmacının sinirlerini bastırdı.
she overbore her opponent with her strong arguments.
güçlü argümanlarıyla rakibini aştı/üstünlüğe taşıdı.
his kindness overbore her initial reluctance to accept help.
onun iyiliği, başlangıçta yardım almaktan çekinen kadının tereddütünü bastırdı.
the overwhelming evidence overbore the defense's claims.
ezici kanıtlar, savunmanın iddialarını geçersiz kıldı/bastırdı.
the strong winds overbore the small boat, making it difficult to navigate.
güçlü rüzgarlar küçük tekneyi zor durumda bıraktı/etkisiz hale getirdi.
her passion for the cause overbore any financial concerns.
dava için duyduğu tutku, herhangi bir mali kaygıyı bastırdı.
the bright lights of the city overbore the stars in the sky.
şehirdeki parlak ışıklar, gökyüzündeki yıldızları bastırdı/görünmez hale getirdi.
his determination overbore all obstacles in his path.
kararlılığı, yolundaki tüm engelleri aşmasını sağladı.
the urgency of the situation overbore their usual protocols.
durumun aciliyeti, onların her zamanki protokollerini devre dışı bıraktı/bastırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir