pattering rain
uğuldayan yağmur
pattering feet
uğuldayan ayaklar
pattering sound
uğuldayan ses
pattering noise
uğuldayan gürültü
pattering drops
uğuldayan damlalar
pattering paws
uğuldayan patiler
pattering rainstorm
uğuldayan yağmur fırtınası
pattering drizzle
uğuldayan çiseleme
pattering thunder
uğuldayan gök gürültüsü
pattering melody
uğuldayan melodi
the sound of raindrops pattering on the roof was soothing.
Çatıda damlaların tıkırtısı sesi rahatlatıcıydı.
she loved the pattering of little feet as her children played.
Çocukları oynarken küçük ayakların tıkırtısını seviyordu.
we sat by the window, listening to the pattering of the rain.
Pencerenin yanında oturduk, yağmurun tıkırtısını dinledik.
the pattering of the wind against the window kept me awake.
Pencereye karşı rüzgarın tıkırtısı beni uyandırdı.
he enjoyed the pattering of the leaves in the gentle breeze.
Hafif esintide yaprakların tıkırtısını keyifle dinledi.
the pattering of the dog’s paws on the floor was a familiar sound.
Köpeğin ayaklarının zeminde tıkırtısı tanıdık bir sesdi.
as the storm approached, the pattering grew louder and more frantic.
Fırtına yaklaştıkça tıkırtı daha yüksek ve daha panik haline geldi.
she could hear the pattering of her heart as she waited for the news.
Haberleri beklerken kalbinin tıkırtısını duyabiliyordu.
the children laughed at the pattering of rain on their umbrellas.
Çocuklar, şemsiyelerindeki yağmurun tıkırtısına güldüler.
the pattering of footsteps echoed in the empty hallway.
Boş koridorda ayak seslerinin tıkırtısı yankılandı.
pattering rain
uğuldayan yağmur
pattering feet
uğuldayan ayaklar
pattering sound
uğuldayan ses
pattering noise
uğuldayan gürültü
pattering drops
uğuldayan damlalar
pattering paws
uğuldayan patiler
pattering rainstorm
uğuldayan yağmur fırtınası
pattering drizzle
uğuldayan çiseleme
pattering thunder
uğuldayan gök gürültüsü
pattering melody
uğuldayan melodi
the sound of raindrops pattering on the roof was soothing.
Çatıda damlaların tıkırtısı sesi rahatlatıcıydı.
she loved the pattering of little feet as her children played.
Çocukları oynarken küçük ayakların tıkırtısını seviyordu.
we sat by the window, listening to the pattering of the rain.
Pencerenin yanında oturduk, yağmurun tıkırtısını dinledik.
the pattering of the wind against the window kept me awake.
Pencereye karşı rüzgarın tıkırtısı beni uyandırdı.
he enjoyed the pattering of the leaves in the gentle breeze.
Hafif esintide yaprakların tıkırtısını keyifle dinledi.
the pattering of the dog’s paws on the floor was a familiar sound.
Köpeğin ayaklarının zeminde tıkırtısı tanıdık bir sesdi.
as the storm approached, the pattering grew louder and more frantic.
Fırtına yaklaştıkça tıkırtı daha yüksek ve daha panik haline geldi.
she could hear the pattering of her heart as she waited for the news.
Haberleri beklerken kalbinin tıkırtısını duyabiliyordu.
the children laughed at the pattering of rain on their umbrellas.
Çocuklar, şemsiyelerindeki yağmurun tıkırtısına güldüler.
the pattering of footsteps echoed in the empty hallway.
Boş koridorda ayak seslerinin tıkırtısı yankılandı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir