pealing bells
çan sesleri
pealing laughter
kahkaha sesleri
pealing voices
yankılanan sesler
pealing sound
yankılanan ses
pealing chimes
çan sesleri
pealing echoes
yankılanan yankılar
pealing tones
yankılanan tonlar
pealing joy
neşeli çan sesleri
pealing notes
yankılanan notalar
the church bells were pealing loudly at noon.
kilise çanları öğle saatinde yüksek sesle çalınıyordu.
we could hear the pealing of bells from miles away.
kilometrelerce uzaktan çan seslerini duyabiliyorduk.
her laughter was like the pealing of silver bells.
gülüşü gümüş çanların çaldırması gibiydi.
the pealing sound signaled the start of the celebration.
çalma sesi kutlamanın başlangıcını işaret ediyordu.
as the pealing continued, the crowd gathered in excitement.
çalma devam ederken, kalabalık heyecanla toplandı.
the pealing bells echoed through the valley.
çalma çanları vadi boyunca yankılandı.
she stood still, listening to the pealing of the church bells.
o, hareketsiz durdu ve kilise çanlarının çaldırmasını dinledi.
the pealing of the bells was a comforting sound.
çan sesleri rahatlatıcı bir sesdi.
he felt a sense of peace with the pealing in the background.
arka plandaki çan sesleriyle huzur hissetti.
every hour, the pealing of bells marks the passage of time.
her saat başı, çan sesleri zamanın geçişini işaret eder.
pealing bells
çan sesleri
pealing laughter
kahkaha sesleri
pealing voices
yankılanan sesler
pealing sound
yankılanan ses
pealing chimes
çan sesleri
pealing echoes
yankılanan yankılar
pealing tones
yankılanan tonlar
pealing joy
neşeli çan sesleri
pealing notes
yankılanan notalar
the church bells were pealing loudly at noon.
kilise çanları öğle saatinde yüksek sesle çalınıyordu.
we could hear the pealing of bells from miles away.
kilometrelerce uzaktan çan seslerini duyabiliyorduk.
her laughter was like the pealing of silver bells.
gülüşü gümüş çanların çaldırması gibiydi.
the pealing sound signaled the start of the celebration.
çalma sesi kutlamanın başlangıcını işaret ediyordu.
as the pealing continued, the crowd gathered in excitement.
çalma devam ederken, kalabalık heyecanla toplandı.
the pealing bells echoed through the valley.
çalma çanları vadi boyunca yankılandı.
she stood still, listening to the pealing of the church bells.
o, hareketsiz durdu ve kilise çanlarının çaldırmasını dinledi.
the pealing of the bells was a comforting sound.
çan sesleri rahatlatıcı bir sesdi.
he felt a sense of peace with the pealing in the background.
arka plandaki çan sesleriyle huzur hissetti.
every hour, the pealing of bells marks the passage of time.
her saat başı, çan sesleri zamanın geçişini işaret eder.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir