peracute pain
aşırı şiddetli ağrı
peracute condition
aşırı şiddetli durum
peracute reaction
aşırı şiddetli reaksiyon
peracute phase
aşırı şiddetli evre
peracute episode
aşırı şiddetli atak
peracute symptoms
aşırı şiddetli belirtiler
peracute disease
aşırı şiddetli hastalık
peracute distress
aşırı şiddetli sıkıntı
peracute inflammation
aşırı şiddetli inflamasyon
peracute onset
aşırı şiddetli başlangıç
her peracute sense of smell helped her detect the gas leak.
onun keskin duyma yeteneği, gaz sızıntısını tespit etmesine yardımcı oldu.
the dog has a peracute ability to sense danger.
köpeğin tehlikeyi sezme konusunda keskin bir yeteneği var.
his peracute observations led to a breakthrough in the research.
onun keskin gözlemleri, araştırmada bir atılımı sağladı.
the peracute response of the athlete impressed the coach.
atletin keskin tepkisi, antrenörü etkiledi.
she has a peracute understanding of human emotions.
insan duygularını anlamada keskin bir anlayışı var.
the peracute nature of his criticism was hard to ignore.
onun eleştirilerinin keskin doğası görmezden gelmekteydi.
her peracute insights into the market trends were invaluable.
piyas trendleri hakkındaki keskin içgörüleri paha biçilemezdi.
the peracute attention of the audience was evident during the presentation.
sunum sırasında seyircinin keskin dikkati belirgindi.
his peracute wit made him the life of the party.
onun keskin zekası onu partinin neşesi yaptı.
the detective's peracute intuition solved the case quickly.
dedektifin keskin sezgisi, davanın hızla çözülmesini sağladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir