perjudicial

[ABD]/[ˌpɜː.dʒuˈdaɪ.əl]/
[İngiltere]/[ˌpɝː.dʒuˈdaɪ.əl]/

Çeviri

adj. zarar verici; zararlı; zararlı olan

Örnek Cümleler

smoking is prejudicial to your health.

İyiliğinize zarar verir.

the decision could be prejudicial to the company's interests.

Karar, şirketin çıkarlarına zarar verebilir.

the article had a prejudicial effect on public opinion.

Makale, kamusal görüşe zararlı bir etki yaratmıştır.

the judge recused himself from the prejudicial case.

Yargıç, zararlı durumdan kendisini çekti.

his behavior was prejudicial to the team's morale.

Davranışı, takımdaki moralin zararına gitmiştir.

spreading such rumors is prejudicial to her reputation.

Böyle söylentiler yaymak, onun ününü zararına gider.

pollution is prejudicial to the sustainable development of the city.

Kirlilik, şehrin sürdürülebilir gelişimine zarar verir.

the policy has a prejudicial impact on small businesses.

Bu politika, küçük işletmelere zararlı bir etki yaratmaktadır.

exposure to violence is prejudicial to children.

Şiddete maruz kalma, çocuklara zarar verir.

the evidence was deemed prejudicial and inadmissible.

Belge, zararlı ve kabul edilemez olarak değerlendirildi.

prejudicial assumptions can lead to discrimination.

Zararlı varsayımlar, ayrımcılığa yol açabilir.

the delay was prejudicial to the project timeline.

Gecikme, proje zaman çizelgesine zarar verdi.

his prejudicial remarks offended many people.

Zararlı yorumları, birçok kişiyi incitmiştir.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir