He couldn't shake off the feeling of pessimism after the disappointing news.
Hayal kırıklığı yaratan haberden sonra karamsarlık hissini üzerinden atamadı.
Her constant pessimism about the future was affecting her relationships.
Geleceğe dair sürekli karamsarlığı ilişkilerini etkiliyordu.
The pessimism in the room was palpable as the project deadline approached.
Proje teslim tarihi yaklaştıkça odadaki karamsarlık belirgindi.
Despite the pessimism surrounding the economy, some investors remain optimistic.
Ekonomiyle ilgili karamsarlığa rağmen bazı yatırımcılar iyimserliğini koruyor.
His pessimism clouded his judgment, leading to poor decision-making.
Onun karamsarlığı yargısını bulandırarak kötü karar vermesine yol açtı.
The team's performance was hindered by a sense of pessimism among the members.
Ekip üyeleri arasında bir karamsarlık hissi, takımın performansını olumsuz etkiledi.
She tried to combat her pessimism by practicing gratitude and positive thinking.
Minnettarlığı ve olumlu düşünmeyi uygulayarak karamsarlığıyla mücadele etmeye çalıştı.
The constant stream of bad news only fueled his pessimism about the world.
Sürekli kötü haberler dünyayla ilgili onun karamsarlığını daha da körükledi.
The novel explores themes of pessimism and despair in a post-apocalyptic world.
Roman, kıyamet sonrası bir dünyada karamsarlık ve umutsuzluk temalarını işliyor.
Her pessimism was so ingrained that she struggled to see any silver lining in the situation.
Onun karamsarlığı o kadar yerleşmişti ki, durumla ilgili herhangi bir olumlu yönünü görmekte zorlanıyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir