piers

[US]/[ˈpɪəz]/
[UK]/[ˈpɪərz]/
Frequency: Very High

Translation

n. kıyıdan denize ya da göle uzanan, gemilerin bağlanması için kullanılan bir yapı; destek ya da dayanak
v. desteklemek ya da dayanak oluşturmak; bir yapı inşa etmek

Phrases & Collocations

piers morgan

Turkish_translation

piers at sea

Turkish_translation

piers support

Turkish_translation

piers built

Turkish_translation

piers collapsed

Turkish_translation

piers beside

Turkish_translation

piers landing

Turkish_translation

piers damaged

Turkish_translation

piers nearby

Turkish_translation

piers loading

Turkish_translation

Example Sentences

the cargo ship docked alongside the piers.

Yük gemisi, peryanlara yaklaştı.

fishermen often repair their nets on the piers.

Balıkçılar sık sık peryanlarda ağlarını onarır.

we strolled along the piers, enjoying the sea breeze.

Peryanlarda yürüdük ve deniz rüzgarını keyifle aldık.

the old piers were crumbling and in need of repair.

Eski peryanlar çökmeye başlamış ve onarım ihtiyacı vardı.

the harbor was lined with bustling piers.

Liman, yoğun peryanlarla çevrilmişti.

security cameras monitored activity on the piers.

Güvenlik kameraları peryanlardaki etkinliği izliyordu.

the new piers were built to accommodate larger ships.

Yeni peryanlar, daha büyük gemiler için inşa edildi.

we watched the workers load cargo onto the piers.

Çalışanların yükleri peryanlara yüklediğini izledik.

the piers provided a great vantage point for watching the boats.

Peryanlar, gemileri izlemek için harika bir manzaraya sahipti.

the children ran and played near the piers.

Çocuklar peryanların yakınında koşuyor ve oynuyorlardı.

the city's economy depended on its working piers.

Şehir ekonomisi, işler peryanlarına bağlıydı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now