| Plural | plooms |
ploom ploom
Turkish_translation
the ploom
Turkish_translation
plooms away
Turkish_translation
plooming sound
Turkish_translation
ploomed quietly
Turkish_translation
a ploom
Turkish_translation
soft ploom
Turkish_translation
ploomed out
Turkish_translation
plooming still
Turkish_translation
loud ploom
Turkish_translation
the peach trees will soon begin to bloom.
Şeftali ağaçları yakında çiçeklenmeye başlayacak.
we planned the wedding for the full bloom of spring.
Evlenmeyi baharın çiçeklenmesi tamamlanınca planladık.
her talent began to bloom during her college years.
Başarısı üniversite yıllarında çiçeklenmeye başladı.
their romance is in full bloom this summer.
Romantik ilişkileri bu yaz tam çiçeklenme dönemindedir.
these roses bloom twice a year.
Bu güller yılda iki kez çiçeklenir.
the economy seems ready to bloom again.
Ekonomi tekrar çiçeklenmeye hazır gibi görünüyor.
you can force bulbs to bloom indoors.
İç mekânlarda kış baharları çiçeklenmeye zorlayabilirsiniz.
this exotic flower only blooms at night.
Bu otlağın çiçeklenmesi sadece gece olur.
he waited for the right moment to bloom.
Doğru anı çiçeklenmek için bekledi.
the fields bloom with golden sunflowers.
Alanlar altın renginde gülenlerle çiçeklenir.
friendship can bloom in the most unexpected places.
Dostluk en beklenmedik yerlerde çiçeklenebilir.
remove the dead blooms to encourage new growth.
Yeni büyüme için ölü çiçekleri kaldırın.
ploom ploom
Turkish_translation
the ploom
Turkish_translation
plooms away
Turkish_translation
plooming sound
Turkish_translation
ploomed quietly
Turkish_translation
a ploom
Turkish_translation
soft ploom
Turkish_translation
ploomed out
Turkish_translation
plooming still
Turkish_translation
loud ploom
Turkish_translation
the peach trees will soon begin to bloom.
Şeftali ağaçları yakında çiçeklenmeye başlayacak.
we planned the wedding for the full bloom of spring.
Evlenmeyi baharın çiçeklenmesi tamamlanınca planladık.
her talent began to bloom during her college years.
Başarısı üniversite yıllarında çiçeklenmeye başladı.
their romance is in full bloom this summer.
Romantik ilişkileri bu yaz tam çiçeklenme dönemindedir.
these roses bloom twice a year.
Bu güller yılda iki kez çiçeklenir.
the economy seems ready to bloom again.
Ekonomi tekrar çiçeklenmeye hazır gibi görünüyor.
you can force bulbs to bloom indoors.
İç mekânlarda kış baharları çiçeklenmeye zorlayabilirsiniz.
this exotic flower only blooms at night.
Bu otlağın çiçeklenmesi sadece gece olur.
he waited for the right moment to bloom.
Doğru anı çiçeklenmek için bekledi.
the fields bloom with golden sunflowers.
Alanlar altın renginde gülenlerle çiçeklenir.
friendship can bloom in the most unexpected places.
Dostluk en beklenmedik yerlerde çiçeklenebilir.
remove the dead blooms to encourage new growth.
Yeni büyüme için ölü çiçekleri kaldırın.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir