precursor chemicals
öncül kimyasallar
The discovery of fire was a precursor to the development of civilization.
Ateşin keşfi, medeniyetin gelişiminin habercisiydi.
Poor diet can be a precursor to many health problems.
Kötü beslenme birçok sağlık sorununa yol açabilir.
The economic recession was a precursor to widespread unemployment.
Ekonomik durgunluk, yaygın işsizliğin habercisiydi.
The sudden drop in temperature was a precursor to the snowstorm.
Ani sıcaklık düşüşü kar fırtınasının habercisiydi.
The artist's early sketches served as precursors to her final masterpiece.
Sanatçının ilk taslakları, onun nihai başyapıtının habercisiydi.
Increased heart rate can be a precursor to a panic attack.
Yüksek kalp atış hızı panik atağın habercisi olabilir.
The first signs of spring are precursors to warmer weather.
İlkbaharın ilk belirtileri daha sıcak havaların habercisidir.
The company's declining profits were a precursor to its eventual bankruptcy.
Şirketin düşen karları, sonunda iflasının habercisiydi.
The diplomatic talks were seen as a precursor to potential peace negotiations.
Diplomatik görüşmeler, olası barış görüşmelerinin habercisi olarak görülüyordu.
The early success of the team was a precursor to their championship win.
Takımın erken başarısı, şampiyonluk zaferinin habercisiydi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir