the prizedness of traditional craftsmanship is highly valued in this region.
Bu bölgede geleneksel zanaatın önemi büyük ölçüde değerlidir.
her prizedness in the community stems from years of dedicated service to others.
Toplumdaki önemi, başkalarına adanmış yıllardan kaynaklanmaktadır.
the prizedness of cultural heritage cannot be measured in monetary terms alone.
Kültürel mirasın önemi sadece parasal terimlerle ölçülemez.
sentimental prizedness makes this old photograph more valuable than gold.
Duygusal önemi, bu eski fotoğrafı altından daha değerli hale getiriyor.
the historical prizedness of this ancient site attracts visitors from around the world.
the prizedness among collectors drives the international art market's continued growth.
Koleksiyoncular arasındaki önemi, uluslararası sanat piyasasının sürekli büyümesini sağlıyor.
the prizedness of rare artifacts demands expert conservation and preservation methods.
Nadir eserlerin önemi, uzman koruma ve koruma yöntemleri gerektirir.
emotional prizedness transforms ordinary family items into irreplaceable treasures.
Duygusal önemi, sıradan aile eşyalarını vazgeçilmez hazinelere dönüştürür.
personal prizedness develops when we invest our hearts into meaningful possessions.
Kişisel önemi, anlamlı eşyalara yatırım yaptığımızda gelişir.
the sentimental prizedness of family heirlooms connects generations across time.
Aile yadigarlarının duygusal önemi, nesilleri zamanın ötesinde birbirine bağlar.
the artistic prizedness of this painting has been recognized by experts worldwide.
Bu resmin sanatsal önemi, dünya çapındaki uzmanlar tarafından tanınmıştır.
national prizedness of historical monuments strengthens cultural identity and pride.
Tarihi anıtların ulusal önemi, kültürel kimliği ve gururunu güçlendirir.
the prizedness of traditional craftsmanship is highly valued in this region.
Bu bölgede geleneksel zanaatın önemi büyük ölçüde değerlidir.
her prizedness in the community stems from years of dedicated service to others.
Toplumdaki önemi, başkalarına adanmış yıllardan kaynaklanmaktadır.
the prizedness of cultural heritage cannot be measured in monetary terms alone.
Kültürel mirasın önemi sadece parasal terimlerle ölçülemez.
sentimental prizedness makes this old photograph more valuable than gold.
Duygusal önemi, bu eski fotoğrafı altından daha değerli hale getiriyor.
the historical prizedness of this ancient site attracts visitors from around the world.
the prizedness among collectors drives the international art market's continued growth.
Koleksiyoncular arasındaki önemi, uluslararası sanat piyasasının sürekli büyümesini sağlıyor.
the prizedness of rare artifacts demands expert conservation and preservation methods.
Nadir eserlerin önemi, uzman koruma ve koruma yöntemleri gerektirir.
emotional prizedness transforms ordinary family items into irreplaceable treasures.
Duygusal önemi, sıradan aile eşyalarını vazgeçilmez hazinelere dönüştürür.
personal prizedness develops when we invest our hearts into meaningful possessions.
Kişisel önemi, anlamlı eşyalara yatırım yaptığımızda gelişir.
the sentimental prizedness of family heirlooms connects generations across time.
Aile yadigarlarının duygusal önemi, nesilleri zamanın ötesinde birbirine bağlar.
the artistic prizedness of this painting has been recognized by experts worldwide.
Bu resmin sanatsal önemi, dünya çapındaki uzmanlar tarafından tanınmıştır.
national prizedness of historical monuments strengthens cultural identity and pride.
Tarihi anıtların ulusal önemi, kültürel kimliği ve gururunu güçlendirir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir