The pugnacious dog barked loudly at the mailman.
Öfkeli köpek, postacıya yüksek sesle havladı.
His pugnacious attitude often leads to conflicts with his coworkers.
Onun agresif tavrı genellikle iş arkadaşlarıyla anlaşmazlıklara yol açar.
The pugnacious boxer entered the ring with confidence.
Öfkeli boksör, güvenle ringe girdi.
She had a pugnacious expression on her face during the argument.
Tartışma sırasında yüzünde agresif bir ifade vardı.
The pugnacious player was ejected from the game for starting a fight.
Öfkeli oyuncu, kavga çıkardığı için oyundan ihraç edildi.
Her pugnacious nature often gets her into trouble.
Onun agresif yapısı genellikle başına bela olur.
The team captain's pugnacious spirit inspired his teammates to play harder.
Takım kaptanının öfkeli ruhu, takım arkadaşlarını daha sıkı oynamaya teşvik etti.
Despite his pugnacious reputation, he was actually quite friendly in person.
Öfkeli ününe rağmen, aslında karşısında oldukça arkadaşçaydı.
The pugnacious debate lasted for hours without reaching a resolution.
Öfkeli tartışma, bir çözüme ulaşmadan saatlerce sürdü.
His pugnacious behavior often alienates those around him.
Onun agresif davranışları genellikle etrafındakileri yabancılaştırır.
The pugnacious dog barked loudly at the mailman.
Öfkeli köpek, postacıya yüksek sesle havladı.
His pugnacious attitude often leads to conflicts with his coworkers.
Onun agresif tavrı genellikle iş arkadaşlarıyla anlaşmazlıklara yol açar.
The pugnacious boxer entered the ring with confidence.
Öfkeli boksör, güvenle ringe girdi.
She had a pugnacious expression on her face during the argument.
Tartışma sırasında yüzünde agresif bir ifade vardı.
The pugnacious player was ejected from the game for starting a fight.
Öfkeli oyuncu, kavga çıkardığı için oyundan ihraç edildi.
Her pugnacious nature often gets her into trouble.
Onun agresif yapısı genellikle başına bela olur.
The team captain's pugnacious spirit inspired his teammates to play harder.
Takım kaptanının öfkeli ruhu, takım arkadaşlarını daha sıkı oynamaya teşvik etti.
Despite his pugnacious reputation, he was actually quite friendly in person.
Öfkeli ününe rağmen, aslında karşısında oldukça arkadaşçaydı.
The pugnacious debate lasted for hours without reaching a resolution.
Öfkeli tartışma, bir çözüme ulaşmadan saatlerce sürdü.
His pugnacious behavior often alienates those around him.
Onun agresif davranışları genellikle etrafındakileri yabancılaştırır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir