pulsatile flow
parlak akış
pulsatile tinnitus
parlak tinitus
pulsatile motion
parlak hareket
pulsatile pressure
parlak basınç
pulsatile waves
parlak dalgalar
pulsatile rhythm
parlak ritim
pulsatile nature
parlak doğa
pulsatile signal
parlak sinyal
pulsatile pattern
parlak desen
pulsatile activity
parlak aktivite
the doctor noted a pulsatile mass in the patient's abdomen.
Doktor, hastanın karın bölgesinde pulsasyonlu bir kitle olduğunu fark etti.
pulsatile tinnitus can be a sign of underlying health issues.
Pulsatil tinnitus, altta yatan sağlık sorunlarının bir işareti olabilir.
she felt a pulsatile sensation in her wrist.
Bileğinde pulsasyonlu bir hissetti.
the pulsatile flow of blood is essential for healthy circulation.
Kanın pulsasyonlu akışı sağlıklı dolaşım için önemlidir.
researchers are studying the effects of pulsatile insulin delivery.
Araştırmacılar, pulsasyonlu insülin tedavisinin etkilerini araştırıyor.
the pulsatile nature of the heartbeat is vital for life.
Kalp atışının pulsasyonlu yapısı yaşam için hayati önem taşır.
he described the pulsatile rhythm of the music as captivating.
Müziğin pulsasyonlu ritmini büyüleyici olarak tanımladı.
pulsatile irrigation is used in some surgical procedures.
Pulsasyonlu irrigasyon bazı cerrahi prosedürlerde kullanılır.
the pulsatile nature of the waves added to the beach's charm.
Dalgaların pulsasyonlu yapısı sahile çekici bir hava kattı.
he experienced a pulsatile headache that lasted for hours.
Saatlerce süren pulsasyonlu bir baş ağrısı yaşadı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir