quelling unrest
huzursuzluğu bastırmak
quelling fears
korkuları bastırmak
quelling dissent
muhalefeti bastırmak
quelling anger
öfkeyi bastırmak
quelling rumors
dedikoduları bastırmak
quelling violence
şiddeti bastırmak
quelling chaos
kaosu bastırmak
quelling protests
protestoları bastırmak
quelling anxiety
endişeyi bastırmak
quelling tensions
gerilimi azaltmak
the government focused on quelling the protests in the city.
hükümet, şehirdeki protestoları bastırmaya odaklandı.
her soothing voice was effective in quelling the child's fears.
onun sakinleştirici sesi, çocuğun korkularını bastırmada etkili oldu.
the police were tasked with quelling the violence during the event.
polisin, etkinlik sırasında şiddeti bastırması görevindeydi.
quelling rumors is essential for maintaining a positive image.
dedikoduları bastırmak, olumlu bir imajı korumak için önemlidir.
the manager's intervention was crucial in quelling the team's disputes.
yöneticinin müdahalesi, takım içindeki anlaşmazlıkları bastırmada hayati önemdeydi.
quelling dissent within the organization can lead to a toxic culture.
kurum içindeki muhalefeti bastırmak, toksik bir kültüre yol açabilir.
he took deep breaths, quelling his anxiety before the presentation.
sunumdan önce derin bir nefes aldı, gerginliğini bastırdı.
quelling the fears of investors is vital for a stable economy.
yatırımcıların korkularını bastırmak, istikrarlı bir ekonomi için hayati önem taşır.
effective communication is key to quelling misunderstandings.
etkili iletişim, yanlış anlamaları bastırmanın anahtarıdır.
the teacher's calm demeanor helped in quelling the students' restlessness.
öğretmenin sakin tavrı, öğrencilerin huzursuzluğunu bastırmasına yardımcı oldu.
quelling unrest
huzursuzluğu bastırmak
quelling fears
korkuları bastırmak
quelling dissent
muhalefeti bastırmak
quelling anger
öfkeyi bastırmak
quelling rumors
dedikoduları bastırmak
quelling violence
şiddeti bastırmak
quelling chaos
kaosu bastırmak
quelling protests
protestoları bastırmak
quelling anxiety
endişeyi bastırmak
quelling tensions
gerilimi azaltmak
the government focused on quelling the protests in the city.
hükümet, şehirdeki protestoları bastırmaya odaklandı.
her soothing voice was effective in quelling the child's fears.
onun sakinleştirici sesi, çocuğun korkularını bastırmada etkili oldu.
the police were tasked with quelling the violence during the event.
polisin, etkinlik sırasında şiddeti bastırması görevindeydi.
quelling rumors is essential for maintaining a positive image.
dedikoduları bastırmak, olumlu bir imajı korumak için önemlidir.
the manager's intervention was crucial in quelling the team's disputes.
yöneticinin müdahalesi, takım içindeki anlaşmazlıkları bastırmada hayati önemdeydi.
quelling dissent within the organization can lead to a toxic culture.
kurum içindeki muhalefeti bastırmak, toksik bir kültüre yol açabilir.
he took deep breaths, quelling his anxiety before the presentation.
sunumdan önce derin bir nefes aldı, gerginliğini bastırdı.
quelling the fears of investors is vital for a stable economy.
yatırımcıların korkularını bastırmak, istikrarlı bir ekonomi için hayati önem taşır.
effective communication is key to quelling misunderstandings.
etkili iletişim, yanlış anlamaları bastırmanın anahtarıdır.
the teacher's calm demeanor helped in quelling the students' restlessness.
öğretmenin sakin tavrı, öğrencilerin huzursuzluğunu bastırmasına yardımcı oldu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir