raying

[US]/ˈreɪɪŋ/
[UK]/ˈreɪɪŋ/
Frequency: Very High

Translation

n. radyasyona maruz kalma; ışınlama

Phrases & Collocations

raying sun

parıldayan güneş

raying light

parıldayan ışık

raying beams

parıldayan ışınlar

raying energy

parıldayan enerji

raying colors

parıldayan renkler

raying warmth

parıldayan sıcaklık

raying hope

parıldayan umut

raying joy

parıldayan neşe

raying beauty

parıldayan güzellik

raying aura

parıldayan aura

Example Sentences

the sun was raying down on the beach, creating a beautiful atmosphere.

Sahilde güneş parlıyordu, güzel bir atmosfer yaratıyordu.

she stood outside, raying her arms wide to embrace the warmth.

Dışarıda durdu, kucaklamak için kollarını açarak sıcaklığı kucakladı.

the children laughed as the sunlight was raying through the trees.

Çocuklar, güneş ışığının ağaçların arasından süzülerek parlamasıyla güldüler.

he enjoyed raying his thoughts during the quiet morning hours.

Sakin sabah saatlerinde düşüncelerine dalmaktan keyif aldı.

the artist captured the moment of the sun raying over the horizon.

Sanatçı, güneşin ufukta parladığı anı yakaladı.

raying light filled the room, making it feel warm and inviting.

Parıldayan ışık odayı doldurdu, sıcak ve davetkar hissettirdi.

as the day progressed, the sun continued raying brightly.

Gün ilerledikçe, güneş parlak bir şekilde parlamaya devam etti.

the flowers seemed to bloom more beautifully under the raying sun.

Çiçekler, parıldayan güneş altında daha güzel açmış gibi görünüyordu.

he loved the feeling of the sun raying on his skin during summer.

Yazın cildinde güneşin parlamasını sevdi.

raying beams of light broke through the clouds after the storm.

Fırtınadan sonra parıldayan ışık huzmeleri bulutların arasından geçti.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now