He reddened with anger.
O öfkeyle kızardı.
His face reddened with embarrassment.
Yüzü utançtan kızardı.
Lyn reddened at the description of herself.
Lyn, kendisiyle ilgili açıklamadan dolayı kızardı.
Still, the youth's shaking had worsened;his reddened eyes seemed afflicted with fluttery tics.
Hala, gencin titremesi kötüleşmişti; kızarmış gözleri titrek tiklerle hastaymış gibi görünüyordu.
Her cheeks began to redden with embarrassment.
Yanakları utançtan kızarmaya başladı.
The sun's rays caused the skin to redden.
Güneşin ışınları cildin kızarmasına neden oldu.
His anger made his face redden.
Öfkesi yüzünün kızarmasına neden oldu.
The chili peppers made her eyes redden.
Acı biberler gözlerinin kızarmasına neden oldu.
The cold wind caused her nose to redden.
Soğuk rüzgar burnunun kızarmasına neden oldu.
The embarrassment made her neck redden.
Utanç boynunun kızarmasına neden oldu.
The wine made his cheeks redden.
Şarap yanaklarının kızarmasına neden oldu.
The little girl's cheeks redden when she's shy.
Küçük kız utangaç olduğunda yanakları kızarıyor.
His ears redden when he's angry.
Öfkelendiğinde kulakları kızarıyor.
The sudden compliment made her cheeks redden.
Aniden gelen iltifat yanaklarının kızarmasına neden oldu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir