redden

[US]/'red(ə)n/
[UK]/'rɛdn/
Frequency: Very High

Translation

vt. & vi. kırmızı hale gelmek
vi. (utanç, öfke, sıcak hava vb. nedeniyle) yüzün kırmızıya dönmesi.
Word Forms
Present Participlereddening
Past Tensereddened
Third Person Singularreddens
Past Participlereddened
Pluralreddens

Example Sentences

He reddened with anger.

O öfkeyle kızardı.

His face reddened with embarrassment.

Yüzü utançtan kızardı.

Lyn reddened at the description of herself.

Lyn, kendisiyle ilgili açıklamadan dolayı kızardı.

Still, the youth's shaking had worsened;his reddened eyes seemed afflicted with fluttery tics.

Hala, gencin titremesi kötüleşmişti; kızarmış gözleri titrek tiklerle hastaymış gibi görünüyordu.

Her cheeks began to redden with embarrassment.

Yanakları utançtan kızarmaya başladı.

The sun's rays caused the skin to redden.

Güneşin ışınları cildin kızarmasına neden oldu.

His anger made his face redden.

Öfkesi yüzünün kızarmasına neden oldu.

The chili peppers made her eyes redden.

Acı biberler gözlerinin kızarmasına neden oldu.

The cold wind caused her nose to redden.

Soğuk rüzgar burnunun kızarmasına neden oldu.

The embarrassment made her neck redden.

Utanç boynunun kızarmasına neden oldu.

The wine made his cheeks redden.

Şarap yanaklarının kızarmasına neden oldu.

The little girl's cheeks redden when she's shy.

Küçük kız utangaç olduğunda yanakları kızarıyor.

His ears redden when he's angry.

Öfkelendiğinde kulakları kızarıyor.

The sudden compliment made her cheeks redden.

Aniden gelen iltifat yanaklarının kızarmasına neden oldu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now