| Plural | rubicons |
cross the rubicon
Rubicon'u geçmek
rubicon moment
Rubicon anı
rubicon crossing
Rubicon geçişi
rubicon decision
Rubicon kararı
rubicon point
Rubicon noktası
rubicon path
Rubicon yolu
rubicon threshold
Rubicon eşiği
rubicon choice
Rubicon seçimi
rubicon line
Rubicon çizgisi
rubicon journey
Rubicon yolculuğu
crossing the rubicon was a pivotal moment in his career.
Rubicon'u geçmek, kariyerinde önemli bir dönüm noktasıydı.
once you make that decision, you have crossed the rubicon.
O kararı verdikten sonra, Rubicon'u geçmiş olursun.
they realized they had crossed the rubicon when they signed the contract.
Sözleşmeyi imzaladıklarında Rubicon'u geçtiklerini fark ettiler.
she felt like she had crossed the rubicon by quitting her job.
İşinden ayrıldığında Rubicon'u geçtiğini hissetti.
his actions were a clear signal that he had crossed the rubicon.
Onun eylemleri, Rubicon'u geçtiğinin açık bir işaretiydi.
crossing the rubicon can lead to irreversible changes.
Rubicon'u geçmek, geri dönüşü olmayan değişikliklere yol açabilir.
they knew that crossing the rubicon would change everything.
Rubicon'u geçeceklerini ve her şeyin değişeceğini biliyorlardı.
in politics, crossing the rubicon often means taking a bold step.
Siyasetde, Rubicon'u geçmek genellikle cesur bir adım atmak anlamına gelir.
he felt a sense of relief after crossing the rubicon.
Rubicon'u geçtikten sonra rahatladığını hissetti.
crossing the rubicon is a metaphor for making a decisive commitment.
Rubicon'u geçmek, kesin bir karar vermek için bir metafor olarak kullanılır.
cross the rubicon
Rubicon'u geçmek
rubicon moment
Rubicon anı
rubicon crossing
Rubicon geçişi
rubicon decision
Rubicon kararı
rubicon point
Rubicon noktası
rubicon path
Rubicon yolu
rubicon threshold
Rubicon eşiği
rubicon choice
Rubicon seçimi
rubicon line
Rubicon çizgisi
rubicon journey
Rubicon yolculuğu
crossing the rubicon was a pivotal moment in his career.
Rubicon'u geçmek, kariyerinde önemli bir dönüm noktasıydı.
once you make that decision, you have crossed the rubicon.
O kararı verdikten sonra, Rubicon'u geçmiş olursun.
they realized they had crossed the rubicon when they signed the contract.
Sözleşmeyi imzaladıklarında Rubicon'u geçtiklerini fark ettiler.
she felt like she had crossed the rubicon by quitting her job.
İşinden ayrıldığında Rubicon'u geçtiğini hissetti.
his actions were a clear signal that he had crossed the rubicon.
Onun eylemleri, Rubicon'u geçtiğinin açık bir işaretiydi.
crossing the rubicon can lead to irreversible changes.
Rubicon'u geçmek, geri dönüşü olmayan değişikliklere yol açabilir.
they knew that crossing the rubicon would change everything.
Rubicon'u geçeceklerini ve her şeyin değişeceğini biliyorlardı.
in politics, crossing the rubicon often means taking a bold step.
Siyasetde, Rubicon'u geçmek genellikle cesur bir adım atmak anlamına gelir.
he felt a sense of relief after crossing the rubicon.
Rubicon'u geçtikten sonra rahatladığını hissetti.
crossing the rubicon is a metaphor for making a decisive commitment.
Rubicon'u geçmek, kesin bir karar vermek için bir metafor olarak kullanılır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir