The ruggedness of the terrain made hiking difficult.
Arazinin zorluğu yürüyüşü zorlaştırdı.
His face showed signs of ruggedness from years of outdoor work.
Yüzünde yıllarca açık havada çalışmaktan kaynaklanan sertlik belirtileri vardı.
The ruggedness of his appearance contrasted with his gentle personality.
Görünüşünün sertliği, nazik kişiliğiyle çelişiyordu.
The ruggedness of the old truck made it perfect for off-road adventures.
Eski kamyonun sertliği, onu arazi araçları maceraları için mükemmel hale getirdi.
She admired the ruggedness of the mountain range in the distance.
Uzaklardaki dağların sertliğini takdir etti.
The ruggedness of the fabric made it ideal for outdoor clothing.
Kumaşın sertliği, onu açık hava giyimi için ideal hale getirdi.
His hands showed the ruggedness of a lifetime of hard labor.
Elleri, hayatı boyunca yaptığı ağır işlerin sertliğini gösteriyordu.
The ruggedness of the coastline provided a stunning backdrop for the sunset.
Kıyı şeridinin sertliği, gün batımı için çarpıcı bir fon sağladı.
The ruggedness of his voice added depth to his storytelling.
Sesinin sertliği, hikaye anlatımına derinlik kattı.
The ruggedness of the leather jacket gave it a timeless appeal.
Deri ceketinin sertliği, ona zamansız bir çekicilik kazandırdı.
The ruggedness of the terrain made hiking difficult.
Arazinin zorluğu yürüyüşü zorlaştırdı.
His face showed signs of ruggedness from years of outdoor work.
Yüzünde yıllarca açık havada çalışmaktan kaynaklanan sertlik belirtileri vardı.
The ruggedness of his appearance contrasted with his gentle personality.
Görünüşünün sertliği, nazik kişiliğiyle çelişiyordu.
The ruggedness of the old truck made it perfect for off-road adventures.
Eski kamyonun sertliği, onu arazi araçları maceraları için mükemmel hale getirdi.
She admired the ruggedness of the mountain range in the distance.
Uzaklardaki dağların sertliğini takdir etti.
The ruggedness of the fabric made it ideal for outdoor clothing.
Kumaşın sertliği, onu açık hava giyimi için ideal hale getirdi.
His hands showed the ruggedness of a lifetime of hard labor.
Elleri, hayatı boyunca yaptığı ağır işlerin sertliğini gösteriyordu.
The ruggedness of the coastline provided a stunning backdrop for the sunset.
Kıyı şeridinin sertliği, gün batımı için çarpıcı bir fon sağladı.
The ruggedness of his voice added depth to his storytelling.
Sesinin sertliği, hikaye anlatımına derinlik kattı.
The ruggedness of the leather jacket gave it a timeless appeal.
Deri ceketinin sertliği, ona zamansız bir çekicilik kazandırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir