leaves rustles
yapraklar hışırdar
wind rustles
rüzgar hışırdar
grass rustles
çimenler hışırdar
paper rustles
kağıt hışırdar
fabric rustles
kumaş hışırdar
bush rustles
çalı hışırdar
clothes rustles
giysiler hışırdar
tree rustles
ağaç hışırdar
windchime rustles
rüzgar çanı hışırdar
footsteps rustles
ayak sesleri hışırdar
the leaves rustle in the gentle breeze.
Yapraklar hafif esintide hışırdıyor.
she loves the sound of paper rustles when reading.
Okurken kağıtların hışırtısını seviyor.
the wind rustles through the tall grass.
Rüzgar, uzun çimenlerin arasından hışırdıyor.
as he walked, the dry leaves rustled under his feet.
Yürürken kuru yapraklar ayaklarının altında hışırdıyordu.
the rustles of the night made her feel uneasy.
Geceleyin gelen hışırtılar onu rahatsız etti.
they heard the rustles of animals in the bushes.
Sakalarda hayvanların hışırtılarını duydular.
the curtain rustles as the wind blows.
Rüzgar estiğinde perde hışırdıyor.
she paused, listening to the rustles around her.
Duraksadı, etrafındaki hışırtıları dinledi.
the rustles of the fabric caught her attention.
Kumaşın hışırtısı dikkatini çekti.
in the quiet forest, only the rustles of leaves could be heard.
Sessiz ormanda, sadece yaprakların hışırtısı duyulabiliyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir