salisburies

[US]/ˈsɔːlz.bəriːz/
[UK]/ˈsɔlzˌbɪriz/

Translation

n. İngiltere'nin güneyinde bir şehir; Zimbabve'nin eski adı Harare.

Phrases & Collocations

salisburies on plate

tabakta salisbury

cooked salisburies

pişmiş salisbury

salisburies for dinner

akşam yemeği için salisbury

salisburies with gravy

gravili salisbury

frozen salisburies

dondurulmuş salisbury

grilled salisburies

ızgarada pişirilmiş salisbury

salisburies and potatoes

salisbury ve patates

spicy salisburies

baharatlı salisbury

salisburies with cheese

peynirli salisbury

salisburies for lunch

öğle yemeği için salisbury

Example Sentences

she loves to make salisburies for dinner.

O akşam yemeği için salisbury yapmak çok hoşuna gidiyor.

we often enjoy salisburies on special occasions.

Özel günlerde sıklıkla salisbury'den keyif alıyoruz.

he prepared salisburies for his friends last weekend.

Geçen hafta sonu arkadaşları için salisbury hazırladı.

the restaurant is famous for its delicious salisburies.

Restoran, lezzetli salisbury'si ile ünlüdür.

my grandmother's recipe for salisburies is a family secret.

Büyükannemin salisbury tarifi aile sırrıdır.

they served salisburies at the wedding reception.

Düğün resepsiyonunda salisbury servis edildi.

learning to cook salisburies takes practice.

Salisbury pişirmeyi öğrenmek pratik gerektirir.

she added her special twist to the salisburies recipe.

Salisbury tarifine özel dokunuşunu ekledi.

he enjoys pairing salisburies with a nice red wine.

Salisbury'yi güzel bir kırmızı şarapla eşleştirmeyi seviyor.

cooking salisburies can be a fun family activity.

Salisbury pişirmek eğlenceli bir aile etkinliği olabilir.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now