sallowed breath
solgun nefes
sallowed food
solgun yemek
sallowed drink
solgun içecek
sallowed tears
solgun gözyaşları
sallowed pride
solgun gurur
sallowed words
solgun sözler
sallowed pain
solgun acı
sallowed anger
solgun öfke
sallowed feelings
solgun duygular
sallowed emotions
solgun duygular
she sallowed her pride and asked for help.
Gururunu bir kenara bırakıp yardım istedi.
he sallowed his fears to pursue his dreams.
Hayallerini gerçekleştirmek için korkularını bir kenara bıraktı.
they sallowed their differences and worked together.
Farklılıklarını bir kenara bırakıp birlikte çalıştılar.
after much thought, she sallowed her anger.
Çok düşündükten sonra öfkesini bir kenara bıraktı.
he finally sallowed his resentment towards his colleague.
Sonunda iş arkadaşına karşı duyduğu kini bir kenara bıraktı.
to move forward, she sallowed her regrets.
İlerlemek için pişmanlıklarını bir kenara bıraktı.
he sallowed his doubts and took the leap.
Şüphelerini bir kenara bırakıp atıldı.
she sallowed her past mistakes and focused on the future.
Geçmiş hatalarını bir kenara bırakıp geleceğe odaklandı.
in order to heal, he sallowed his pain.
İyileşebilmek için acısını bir kenara bıraktı.
they sallowed their grievances and made amends.
Şikayetlerini bir kenara bırakıp telafi ettiler.
sallowed breath
solgun nefes
sallowed food
solgun yemek
sallowed drink
solgun içecek
sallowed tears
solgun gözyaşları
sallowed pride
solgun gurur
sallowed words
solgun sözler
sallowed pain
solgun acı
sallowed anger
solgun öfke
sallowed feelings
solgun duygular
sallowed emotions
solgun duygular
she sallowed her pride and asked for help.
Gururunu bir kenara bırakıp yardım istedi.
he sallowed his fears to pursue his dreams.
Hayallerini gerçekleştirmek için korkularını bir kenara bıraktı.
they sallowed their differences and worked together.
Farklılıklarını bir kenara bırakıp birlikte çalıştılar.
after much thought, she sallowed her anger.
Çok düşündükten sonra öfkesini bir kenara bıraktı.
he finally sallowed his resentment towards his colleague.
Sonunda iş arkadaşına karşı duyduğu kini bir kenara bıraktı.
to move forward, she sallowed her regrets.
İlerlemek için pişmanlıklarını bir kenara bıraktı.
he sallowed his doubts and took the leap.
Şüphelerini bir kenara bırakıp atıldı.
she sallowed her past mistakes and focused on the future.
Geçmiş hatalarını bir kenara bırakıp geleceğe odaklandı.
in order to heal, he sallowed his pain.
İyileşebilmek için acısını bir kenara bıraktı.
they sallowed their grievances and made amends.
Şikayetlerini bir kenara bırakıp telafi ettiler.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir