samizdats

[US]/ˌsæmɪˈzæts/
[UK]/ˌsæməˈzæts/

Translation

n. yer altı yayınları, özellikle gizlice dağıtılanlar

Phrases & Collocations

samizdats movement

samizdat hareketi

samizdats literature

samizdat edebiyatı

samizdats publications

samizdat yayınları

samizdats writers

samizdat yazarları

samizdats archives

samizdat arşivleri

samizdats culture

samizdat kültürü

samizdats network

samizdat ağı

samizdats history

samizdat tarihi

samizdats art

samizdat sanatı

samizdats influence

samizdat etkisi

Example Sentences

samizdats were crucial in disseminating forbidden literature.

Samizdatlar, yasaklanmış edebiyatın yayılmasında hayati bir rol oynadı.

many dissidents relied on samizdats to share their ideas.

Birçok muhalif, fikirlerini paylaşmak için samizdatlara başvurdu.

samizdats played a key role in the underground movement.

Samizdatlar, yeraltı hareketinde önemli bir rol oynadı.

reading samizdats opened my eyes to new perspectives.

Samizdatları okumak, bana yeni bakış açıları kazandırdı.

samizdats often included works by banned authors.

Samizdatlarda genellikle yasaklı yazarların eserleri yer alırdı.

creating samizdats required courage and creativity.

Samizdat oluşturmak cesaret ve yaratıcılık gerektiriyordu.

samizdats were a lifeline for many during oppressive regimes.

Samizdatlar, baskıcı rejimler sırasında birçok kişi için bir yaşam hattı oldu.

distributing samizdats was a risky but necessary act.

Samizdat dağıtmak riskli ama gerekli bir eylemdi.

samizdats fostered a sense of community among intellectuals.

Samizdatlar, entelektüeller arasında bir topluluk duygusu yarattı.

the legacy of samizdats continues to inspire activists today.

Samizdatların mirası, bugün hala aktivistleri ilham vermeye devam ediyor.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now