savored

[US]/ˈseɪvə(d)/
[UK]/ˈseɪvərd/
Frequency: Very High

Translation

v. geçmiş zaman ve geçmiş participle savor; bir şeye tat katmak; kendine özgü bir tat veya kaliteye sahip olmak; bir şeyi zevkle tatmak veya keyfini çıkarmak.

Phrases & Collocations

savored moments

yaşanan güzel anlar

savored flavors

yaşanan lezzetler

savored taste

yaşanan tat

savored experience

yaşanan deneyim

savored dish

yaşanan yemek

savored wine

yaşanan şarap

savored dessert

yaşanan tatlı

savored aroma

yaşanan koku

savored bite

yaşanan lokma

savored joy

yaşanan sevinç

Example Sentences

she savored every bite of the delicious cake.

O, lezzetli pastanın her lokasını afiyetle yedi.

he savored the moment as he watched the sunset.

O, gün batımını izlerken o anın tadını çıkardı.

they savored the rich flavors of the gourmet meal.

Onlar, gurme yemeğin zengin tatlarını afiyetle yediler.

she savored the aroma of freshly brewed coffee.

O, taze demlenmiş kahvenin kokusunun tadını çıkardı.

he savored the thrill of victory after the game.

O, oyunun ardından zaferin heyecanının tadını çıkardı.

they savored their time together during the vacation.

Onlar, tatil boyunca birlikte geçirdikleri zamanın tadını çıkardılar.

she savored the beauty of the landscape.

O, manzaranın güzelliğinin tadını çıkardı.

he savored the sound of her laughter.

O, kahkahalarının sesinin tadını çıkardı.

they savored the joy of being reunited.

Onlar, yeniden bir araya gelmenin sevincinin tadını çıkardılar.

she savored the last few pages of the novel.

O, romanın son birkaç sayfasının tadını çıkardı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now