the scleritomes
kalsitomalar
scleritomes are
kalsitomalardır
scleritomes show
kalsitomalar gösterir
fossil scleritomes
fosil kalsitomalar
ancient scleritomes
eski kalsitomalar
these scleritomes
bu kalsitomalar
scleritomes reveal
kalsitomalar ortaya çıkarır
scleritomes display
kalsitomalar sergiler
scleritomes indicate
kalsitomalar gösterir
tiny scleritomes
küçük kalsitomalar
scientists are analyzing the complex structure of fossil scleritomes.
Bilim insanları, kayaçlardaki skleritomaların karmaşık yapısını analiz ediyor.
the unique arrangement of scleritomes provides clues about ancient ecosystems.
Skleritomaların benzersiz dizilimi, eski ekosistemler hakkında ipuçları sağlar.
many paleontologists study the scleritomes of small shelly fossils.
Birçok paleontolog, küçük kabuklu fosillerin skleritomalarını inceler.
the preservation of scleritomes often requires rapid burial in sediment.
Skleritomaların korunması, genellikle sediment içinde hızlı bir şekilde gömülme gerektirir.
researchers found well-preserved scleritomes in the limestone formation.
Araştırmacılar, kalker oluşumunda iyi korunmuş skleritomalar buldu.
each species exhibits a distinct pattern in its scleritomes.
Her tür, skleritomalarında benzersiz bir desen sergiler.
the evolutionary origin of scleritomes remains a subject of debate.
Skleritomaların evrimsel kökeni hala tartışmaya açık bir konudur.
microscopic examination reveals intricate details on the scleritomes.
Mikroskopik inceleme, skleritomalar hakkında detaylı bilgiler ortaya koyar.
some early animals used scleritomes as a form of defensive armor.
Bazı erken hayvanlar, skleritomaları savunma amaçlı zırh olarak kullandı.
the museum display features a reconstruction of the animal's scleritomes.
Müze sergisi, hayvanın skleritomalarının bir yeniden inşasını içerir.
disarticulated scleritomes are common finds in cambrian strata.
Ayrışmış skleritomalar, kambriyen stratalarında yaygın bulgulardır.
the scleritomes
kalsitomalar
scleritomes are
kalsitomalardır
scleritomes show
kalsitomalar gösterir
fossil scleritomes
fosil kalsitomalar
ancient scleritomes
eski kalsitomalar
these scleritomes
bu kalsitomalar
scleritomes reveal
kalsitomalar ortaya çıkarır
scleritomes display
kalsitomalar sergiler
scleritomes indicate
kalsitomalar gösterir
tiny scleritomes
küçük kalsitomalar
scientists are analyzing the complex structure of fossil scleritomes.
Bilim insanları, kayaçlardaki skleritomaların karmaşık yapısını analiz ediyor.
the unique arrangement of scleritomes provides clues about ancient ecosystems.
Skleritomaların benzersiz dizilimi, eski ekosistemler hakkında ipuçları sağlar.
many paleontologists study the scleritomes of small shelly fossils.
Birçok paleontolog, küçük kabuklu fosillerin skleritomalarını inceler.
the preservation of scleritomes often requires rapid burial in sediment.
Skleritomaların korunması, genellikle sediment içinde hızlı bir şekilde gömülme gerektirir.
researchers found well-preserved scleritomes in the limestone formation.
Araştırmacılar, kalker oluşumunda iyi korunmuş skleritomalar buldu.
each species exhibits a distinct pattern in its scleritomes.
Her tür, skleritomalarında benzersiz bir desen sergiler.
the evolutionary origin of scleritomes remains a subject of debate.
Skleritomaların evrimsel kökeni hala tartışmaya açık bir konudur.
microscopic examination reveals intricate details on the scleritomes.
Mikroskopik inceleme, skleritomalar hakkında detaylı bilgiler ortaya koyar.
some early animals used scleritomes as a form of defensive armor.
Bazı erken hayvanlar, skleritomaları savunma amaçlı zırh olarak kullandı.
the museum display features a reconstruction of the animal's scleritomes.
Müze sergisi, hayvanın skleritomalarının bir yeniden inşasını içerir.
disarticulated scleritomes are common finds in cambrian strata.
Ayrışmış skleritomalar, kambriyen stratalarında yaygın bulgulardır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir