setting

[ABD]/ˈsetɪŋ/
[İngiltere]/ˈsetɪŋ/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

n. çevre; düzenleme; kurulum; batma
v. yerleştirmek; batırmak; konumlandırmak

İfadeler ve Kalıplar

background setting

arka plan ayarı

environment setting

çevre ayarı

location setting

konum ayarı

setting up

kurulum yapma

setting out

ayarlanarak

setting sun

batmakta olan güneş

setting in

içine ayarlanmak

setting time

zaman ayarı

tectonic setting

tektonik ayarı

setting off

yola koyulmak

setting on

üzerine ayarlanmak

goal setting

hedef belirleme

setting forth

başlamaya

geologic setting

jeolojik ayarı

setting value

ayarlama değeri

heat setting

ısı ayarı

time setting

zaman ayarı

setting rate

ayarlama oranı

social setting

sosyal ortam

setting load

yük ayarı

default setting

varsayılan ayar

initial setting

başlangıç ayarı

setting temperature

sıcaklık ayarı

Örnek Cümleler

The beautiful setting sun painted the sky with vibrant colors.

Muhteşem gün batımı, gökyüzünü canlı renklerle boyadı.

She carefully adjusted the camera settings before taking the picture.

Resim çekmeden önce kameranın ayarlarını dikkatlice ayarladı.

The novel's setting is a small village in the countryside.

Romanın geçtiği yer, kırsalda küçük bir köy.

The restaurant's elegant setting created a romantic atmosphere for the diners.

Restoranın şık ortamı, yemek yiyenler için romantik bir atmosfer yarattı.

The movie's historical setting provided a rich backdrop for the story.

Filmin tarihi geçtiği yer, hikayeye zengin bir arka plan sağladı.

The setting of goals is important for achieving success in any endeavor.

Hedef belirlemek, herhangi bir çabada başarılı olmak için önemlidir.

The play's setting in a dystopian future added to its sense of unease.

Oyunun distopik bir gelecekte geçtiği yer, oyunun huzursuzluk hissini artırdı.

The setting of the alarm clock woke him up early in the morning.

Alarmın kurulması, onu sabah erken uyandırdı.

The novel's exotic setting transported readers to a faraway land.

Romanın egzotik geçtiği yer, okuyucuları uzak bir diyara taşıdı.

The setting of boundaries is necessary to maintain healthy relationships.

Sınırların belirlenmesi, sağlıklı ilişkiler sürdürmek için gereklidir.

Gerçek Dünya Örnekleri

They're also automatically setting teens in the most restrictive content settings.

Onlar da gençleri en kısıtlayıcı içerik ayarlarıyla otomatik olarak ayarlıyor.

Kaynak: CNN 10 Student English of the Month

What do you think is the right setting?

Sizin için doğru ayar ne düşünüyorsunuz?

Kaynak: TED Talks (Video Version) Bilingual Selection

Light mode is the default setting on most computers.

Aydınlık mod, çoğu bilgisayarda varsayılan ayardır.

Kaynak: Cheddar Science Interpretation (Bilingual Selected)

You can see at a glance, all your settings.

Ayarlarınızı bir bakışta görebilirsiniz.

Kaynak: Apple WWDC 2019 Developer Conference

First one there gets to adjust the picture setting!

Orada olan ilk kişi resim ayarını ayarlayabilir!

Kaynak: Rick and Morty Season 2 (Bilingual)

Fairy tales use adjectives to describe the wonderous settings.

Masallar, harika ortamları tanımlamak için sıfatları kullanır.

Kaynak: Advanced Daily Grammar (Audio Version)

The term is often used in commercial or business settings.

Terim genellikle ticari veya iş ortamlarında kullanılır.

Kaynak: VOA Slow English - Word Stories

The office is not the most promising setting for films.

Ofis, filmler için en umut verici ortam değildir.

Kaynak: The Economist (Summary)

It's the only one that mentions an international setting.

Uluslararası bir ortamdan bahseden tek şey bu.

Kaynak: IELTS Reading Preparation Guide

Is that the trigger. Let's use a workplace setting.

Bu tetikleyici mi? Bir iş ortamı kullanalım.

Kaynak: Harvard Business Review

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir