earthenware, silverware; hardware, software.
Çömlek, gümüş eşya; donanım, yazılım.
took out the dishes and silverware; washed the dishes.
tabaklar ve çatal bıçak takımını çıkardı; bulaşıkları yıkadı.
He polished the silverware before setting the table.
Masa hazırlamadan önce çatal bıçak takımını parlatmıştı.
The silverware was passed down from generation to generation in the family.
Çatal bıçak takımı ailede nesilden nesile aktarılıyordu.
She carefully arranged the silverware on the dining table.
Yemek masasına çatal bıçak takımını dikkatlice yerleştirdi.
The silverware shone under the bright lights of the dining room.
Çatal bıçak takımı yemek odasının parlak ışıklarının altında parlıyordu.
The hostess displayed her finest silverware for the dinner party.
Ev sahibesi akşam yemeği partisi için en güzel çatal bıçak takımını sergiledi.
The silverware clinked softly as they enjoyed their meal.
Çatal bıçak takımı, yemeklerini yerken yumuşak bir şekilde tıkırdadı.
The antique silverware added a touch of elegance to the table setting.
Antika çatal bıçak takımı, masa düzenine zarafet kattı.
The silverware was tarnished and needed to be cleaned.
Çatal bıçak takımı karar vermişti ve temizlenmesi gerekiyordu.
She carefully wrapped the silverware in soft cloth for storage.
Çatal bıçak takımını saklamak için dikkatlice yumuşak bir kumaşa sardı.
The silverware set included forks, knives, and spoons for each guest.
Çatal bıçak takımı seti, her misafir için çatal, bıçak ve kaşık içeriyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir