venomous snake
zehirli yılan
slithering snake
sürünen yılan
shedding snake skin
yılan derisi dökme
snake charmer
yılan saklayıcı
snake venom
yılan zehri
green snake
yeşil yılan
black snake
siyah yılan
snake eyes
yılan gözleri
sea snake
den yılanı
The back of this snake is mottled.
Bu yılanın sırtı benekli.
The snake slowly uncoiled.
Yılan yavaşça kendini çözdü.
the (edible) snake gourd
Yenilebilir yılan kavunu
The snake made a small move.
Yılan küçük bir hareket yaptı.
Suddenly the snake twisted.
Aniden yılan döndü.
a highly venomous snake
çok zehirli bir yılan
these snakes are to be found in North America.
Bu yılanlar Kuzey Amerika'da bulunur.
the snakes are a menace to farm animals.
Yılanlar çiftlik hayvanları için büyük bir tehlikedir.
an instinctive fear of snakes;
yılanlara karşı içgüdüsel bir korku;
heard the snake lashing about in the leaves.
Yapraklar arasında yılanın kırbaçladığını duydu.
a rope snaked down.
Bir ip aşağı doğru kıvrıldı.
A snake has a highly exsertile tongue.
Bir yılanın oldukça dışa doğru bir dili vardır.
Worms and snakes crawl.
Solucanlar ve yılanlar sürünür.
The snake shot its tongue out.
Yılan dilini dışarı fırlattı.
The snake's tongue shot out.
Yılanın dili dışarı fırlattı.
Snakes are my special hate.
Yılanları özellikle sevmiyorum.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir