| Plural | sneerers |
a sneerer
bir alaycı
the sneerer
alaycı
sneerer's laugh
alaycının kahkahası
being a sneerer
alaycı olmak
sneerer appeared
alaycı ortaya çıktı
sneerer's attitude
alaycının tavrı
sneerer walked by
alaycı geçti
sneerer's comment
alaycının yorumu
sneerer spoke
alaycı konuştu
sneerer's tone
alaycının tonu
the sneerer cast a dismissive glance at the struggling performer.
Alaycı, zorlanan sanatçıya küçümseyici bir bakış attı.
despite his success, he remained a bitter sneerer.
Başarısına rağmen, acı bir alaycı kaldı.
her confidence wasn't shaken by the sneerer's comments.
Kendisi, alaycının yorumlarından etkilenmedi.
he was known as a sneerer and a bully around the office.
Ofiste alaycı ve zorba olarak tanınıyordu.
the sneerer’s laughter echoed through the empty room.
Alaycının kahkahaları boş odada yankılandı.
i ignored the sneerer and focused on my work.
Alaycıyı görmezden geldim ve işime odaklandım.
the sneerer’s attitude was a constant source of irritation.
she gave the sneerer a cold, hard stare.
Ona, alaycıya soğuk ve sert bir bakış attı.
he was a sneerer, quick to criticize but slow to offer help.
O bir alaycıydı, eleştirmek için çabuk ama yardım etmek için yavaştı.
the sneerer’s words stung, but she refused to cry.
Alaycının sözleri acıttı, ancak ağlamayı reddetti.
don't be a sneerer; offer constructive criticism instead.
Alaycı olmayın; bunun yerine yapıcı eleştiri sunun.
the sneerer’s smug expression was almost unbearable.
Alaycının kibirli ifadesi neredeyse dayanılmazdı.
a sneerer
bir alaycı
the sneerer
alaycı
sneerer's laugh
alaycının kahkahası
being a sneerer
alaycı olmak
sneerer appeared
alaycı ortaya çıktı
sneerer's attitude
alaycının tavrı
sneerer walked by
alaycı geçti
sneerer's comment
alaycının yorumu
sneerer spoke
alaycı konuştu
sneerer's tone
alaycının tonu
the sneerer cast a dismissive glance at the struggling performer.
Alaycı, zorlanan sanatçıya küçümseyici bir bakış attı.
despite his success, he remained a bitter sneerer.
Başarısına rağmen, acı bir alaycı kaldı.
her confidence wasn't shaken by the sneerer's comments.
Kendisi, alaycının yorumlarından etkilenmedi.
he was known as a sneerer and a bully around the office.
Ofiste alaycı ve zorba olarak tanınıyordu.
the sneerer’s laughter echoed through the empty room.
Alaycının kahkahaları boş odada yankılandı.
i ignored the sneerer and focused on my work.
Alaycıyı görmezden geldim ve işime odaklandım.
the sneerer’s attitude was a constant source of irritation.
she gave the sneerer a cold, hard stare.
Ona, alaycıya soğuk ve sert bir bakış attı.
he was a sneerer, quick to criticize but slow to offer help.
O bir alaycıydı, eleştirmek için çabuk ama yardım etmek için yavaştı.
the sneerer’s words stung, but she refused to cry.
Alaycının sözleri acıttı, ancak ağlamayı reddetti.
don't be a sneerer; offer constructive criticism instead.
Alaycı olmayın; bunun yerine yapıcı eleştiri sunun.
the sneerer’s smug expression was almost unbearable.
Alaycının kibirli ifadesi neredeyse dayanılmazdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir