sorer

[ABD]/sɔː(r)/
[İngiltere]/sɔːr/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

adj. yoğun; acıya neden olan; rahatsız olmuş
n. ülser; şikayet

İfadeler ve Kalıplar

sore muscles

ağrıyan kaslar

sore throat

boğaz ağrısı

pressure sore

basınç ülseri

sore eyes

göz yorgunluğu

sore loser

kısır çekim kaybeden

Örnek Cümleler

a sore that weeps.

ilgiç bir yaradır.

they were sore afraid.

Çok korktular.

a sore place on the hand

elde hassas bir nokta

a medicine to lay to sore and blear eyes.

şiş ve kızarmış gözler için bir ilaç.

he was sore from the long ride.

Uzun sürüşten dolayı sızladı.

we're in sore need of him.

Onu çok acil olarak ihtiyacımız var.

touched the sore spot with a probe.

hassas noktayı bir probla dokundu.

a sore place on his hand

elinde hassas bir nokta

My leg is sore, it hurts.

Bacağım ağrıyor, acıyor.

He had a sore on his foot.

Ayaklarında bir yarası vardı.

The sore is still discharging pus.

Yara hala iltihap salıyor.

I've got a sore place in my back.

Sırtımda hassas bir yer var.

I'm out of action with a sore back.

Sırtımda bir ağrı nedeniyle iş yapamıyorum.

This medicine should soothe your sore throat.

Bu ilaç boğazınızı yatıştırmalıdır.

Losing the election was a sore disappointment.

Seçimi kaybetmek büyük bir hayal kırıklığıydı.

He was rubbling his sore scalp.

Ağrıyacak şekilde başını ovuşturuyordu.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir