strickled water
damlalı su
strickled leaves
damlalı yapraklar
strickled path
damlalı yol
strickled flowers
damlalı çiçekler
strickled grass
damlalı çimen
strickled rain
damlalı yağmur
strickled paint
damlalı boya
strickled sand
damlalı kum
strickled sky
damlalı gökyüzü
strickled earth
damlalı toprak
the rain strickled down the window, creating a soothing sound.
yağmur pencereden aşağıya damlıyordu, rahatlatıcı bir ses çıkarıyordu.
as the sun set, the light strickled through the trees.
güneş batarken, ışık ağaçların arasından süzülüyordu.
she strickled her fingers through his hair gently.
parmaklarını nazikçe saçlarına geçirdi.
the children watched as the water strickled down the rocks.
çocuklar, suyun kayalar arasından aktığını izlediler.
he strickled the paint on the canvas with great care.
tuval üzerine boyayı büyük bir özenle sürdü.
leaves strickled the ground as autumn arrived.
sonbahar geldiğinde yapraklar yere düştü.
the sunlight strickled through the curtains in the morning.
sabah güneş ışığı perdelerden süzülüyordu.
she strickled the dough until it was smooth and elastic.
hamuru pürüzsüz ve elastik olana kadar yoğurdu.
water strickled from the faucet, filling the sink.
musluktan su aktı ve lavaboyu doldurdu.
the stars strickled across the night sky like diamonds.
yıldızlar, elmaslar gibi gece gökyüzünde parıldadı.
strickled water
damlalı su
strickled leaves
damlalı yapraklar
strickled path
damlalı yol
strickled flowers
damlalı çiçekler
strickled grass
damlalı çimen
strickled rain
damlalı yağmur
strickled paint
damlalı boya
strickled sand
damlalı kum
strickled sky
damlalı gökyüzü
strickled earth
damlalı toprak
the rain strickled down the window, creating a soothing sound.
yağmur pencereden aşağıya damlıyordu, rahatlatıcı bir ses çıkarıyordu.
as the sun set, the light strickled through the trees.
güneş batarken, ışık ağaçların arasından süzülüyordu.
she strickled her fingers through his hair gently.
parmaklarını nazikçe saçlarına geçirdi.
the children watched as the water strickled down the rocks.
çocuklar, suyun kayalar arasından aktığını izlediler.
he strickled the paint on the canvas with great care.
tuval üzerine boyayı büyük bir özenle sürdü.
leaves strickled the ground as autumn arrived.
sonbahar geldiğinde yapraklar yere düştü.
the sunlight strickled through the curtains in the morning.
sabah güneş ışığı perdelerden süzülüyordu.
she strickled the dough until it was smooth and elastic.
hamuru pürüzsüz ve elastik olana kadar yoğurdu.
water strickled from the faucet, filling the sink.
musluktan su aktı ve lavaboyu doldurdu.
the stars strickled across the night sky like diamonds.
yıldızlar, elmaslar gibi gece gökyüzünde parıldadı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir