| Plural | strumpets |
She was often referred to as a strumpet by her enemies.
Düşmanları tarafından sık sık bir fahiş olarak anılırdı.
The novel depicted the strumpet's scandalous life in vivid detail.
Roman, fahişenin skandal yaşamını canlı bir şekilde tasvir ediyordu.
He accused her of being a strumpet and causing their relationship to fall apart.
Onu bir fahiş olmakla suçladı ve ilişkilerinin dağılmasına neden olduğunu iddia etti.
The historical play featured a strumpet character who seduced the king.
Tarihi oyun, kralı baştan çıkaran bir fahiş karakterini konu alıyordu.
The gossip about the actress being a strumpet spread like wildfire.
Aktris hakkında fahiş olduğu yönündeki dedikodular çılgın gibi yayıldı.
In the olden days, being called a strumpet was a serious insult.
O eski zamanlarda bir fahiş olarak anılmak ciddi bir hakareydi.
The painting depicted a scene of a strumpet in a luxurious brothel.
Resim, lüks bir fahişhanede bir fahişin sahnesini tasvir ediyordu.
She played the role of a strumpet in the stage production of the play.
Oyunun sahne prodüksiyonunda bir fahiş rolünü oynadı.
The scandal involving the politician and the strumpet was all over the news.
Politisyen ve fahiş arasındaki skandal tüm haberlerdeydi.
The artist's painting of a strumpet was met with mixed reviews.
Sanatçının fahişin resmi karma tepkilerle karşılandı.
She was often referred to as a strumpet by her enemies.
Düşmanları tarafından sık sık bir fahiş olarak anılırdı.
The novel depicted the strumpet's scandalous life in vivid detail.
Roman, fahişenin skandal yaşamını canlı bir şekilde tasvir ediyordu.
He accused her of being a strumpet and causing their relationship to fall apart.
Onu bir fahiş olmakla suçladı ve ilişkilerinin dağılmasına neden olduğunu iddia etti.
The historical play featured a strumpet character who seduced the king.
Tarihi oyun, kralı baştan çıkaran bir fahiş karakterini konu alıyordu.
The gossip about the actress being a strumpet spread like wildfire.
Aktris hakkında fahiş olduğu yönündeki dedikodular çılgın gibi yayıldı.
In the olden days, being called a strumpet was a serious insult.
O eski zamanlarda bir fahiş olarak anılmak ciddi bir hakareydi.
The painting depicted a scene of a strumpet in a luxurious brothel.
Resim, lüks bir fahişhanede bir fahişin sahnesini tasvir ediyordu.
She played the role of a strumpet in the stage production of the play.
Oyunun sahne prodüksiyonunda bir fahiş rolünü oynadı.
The scandal involving the politician and the strumpet was all over the news.
Politisyen ve fahiş arasındaki skandal tüm haberlerdeydi.
The artist's painting of a strumpet was met with mixed reviews.
Sanatçının fahişin resmi karma tepkilerle karşılandı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir