studmuffin alert
studmuffin uyarısı
studmuffin vibes
studmuffin titreşimi
studmuffin status
studmuffin durumu
studmuffin style
studmuffin tarzı
studmuffin charm
studmuffin çekiciliği
studmuffin look
studmuffin görünümü
studmuffin appeal
studmuffin çekim gücü
studmuffin energy
studmuffin enerjisi
studmuffin squad
studmuffin ekibi
studmuffin dreams
studmuffin hayalleri
he is such a studmuffin; everyone at the party was admiring him.
o kadar yakışıklı ki; partideki herkes ona hayran kaldı.
she can't stop talking about her studmuffin boyfriend.
o sevgilisinden sürekli bahsetmeyi bırakamıyor; o da yakışıklı.
all the girls in school think he's a total studmuffin.
okuldaki bütün kızlar onun tam bir yakışıklılık abidesi olduğunu düşünüyor.
he walked into the room like a studmuffin, turning heads everywhere.
o kadar yakışıklı bir şekilde odaya girdi ki, herkesin başı dönüyordu.
my friend always dates studmuffins; she has a type!
arkadaşım her zaman yakışıklılarla flört eder; onun bir tipi var!
his studmuffin looks make him popular with the ladies.
o kadar yakışıklı görünüşü onu kadınlar arasında popüler yapıyor.
she described him as a studmuffin with a great sense of humor.
onun komik bir mizah anlayışı olan yakışıklı biri olarak tanımladı.
that actor is a real studmuffin; everyone loves his charm.
o aktör tam bir yakışıklılık abidesi; herkes onun karizmasına hayran.
he may be a studmuffin, but he also has a kind heart.
o yakışıklı olabilir, ama aynı zamanda iyi kalplidir de.
they call him the studmuffin of the gym because of his physique.
o kaslı vücudu nedeniyle onu spor salonunun yakışıklısı olarak adlandırıyorlar.
studmuffin alert
studmuffin uyarısı
studmuffin vibes
studmuffin titreşimi
studmuffin status
studmuffin durumu
studmuffin style
studmuffin tarzı
studmuffin charm
studmuffin çekiciliği
studmuffin look
studmuffin görünümü
studmuffin appeal
studmuffin çekim gücü
studmuffin energy
studmuffin enerjisi
studmuffin squad
studmuffin ekibi
studmuffin dreams
studmuffin hayalleri
he is such a studmuffin; everyone at the party was admiring him.
o kadar yakışıklı ki; partideki herkes ona hayran kaldı.
she can't stop talking about her studmuffin boyfriend.
o sevgilisinden sürekli bahsetmeyi bırakamıyor; o da yakışıklı.
all the girls in school think he's a total studmuffin.
okuldaki bütün kızlar onun tam bir yakışıklılık abidesi olduğunu düşünüyor.
he walked into the room like a studmuffin, turning heads everywhere.
o kadar yakışıklı bir şekilde odaya girdi ki, herkesin başı dönüyordu.
my friend always dates studmuffins; she has a type!
arkadaşım her zaman yakışıklılarla flört eder; onun bir tipi var!
his studmuffin looks make him popular with the ladies.
o kadar yakışıklı görünüşü onu kadınlar arasında popüler yapıyor.
she described him as a studmuffin with a great sense of humor.
onun komik bir mizah anlayışı olan yakışıklı biri olarak tanımladı.
that actor is a real studmuffin; everyone loves his charm.
o aktör tam bir yakışıklılık abidesi; herkes onun karizmasına hayran.
he may be a studmuffin, but he also has a kind heart.
o yakışıklı olabilir, ama aynı zamanda iyi kalplidir de.
they call him the studmuffin of the gym because of his physique.
o kaslı vücudu nedeniyle onu spor salonunun yakışıklısı olarak adlandırıyorlar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir