| Plural | succourers |
great succourer
harika yardımsever
divine succourer
ilahi yardımsever
true succourer
gerçek yardımsever
faithful succourer
sadık yardımsever
unexpected succourer
beklenmedik yardımsever
trusted succourer
güvenilir yardımsever
silent succourer
sessiz yardımsever
constant succourer
sabit yardımsever
immediate succourer
anında yardımsever
generous succourer
cömert yardımsever
he was regarded as a succourer of the needy.
O ihtiyaç sahiplerinin yardımcısı olarak kabul ediliyordu.
in times of crisis, a succourer can make all the difference.
Kriz zamanlarında, bir yardımsever büyük fark yaratabilir.
the charity acts as a succourer for homeless families.
Hayır kurumu, evsiz aileler için bir yardımsever olarak hareket ediyor.
she became a succourer to many during the disaster.
Felaket sırasında birçok kişiye yardım eli uzattı.
a true succourer offers help without expecting anything in return.
Gerçek bir yardımsever, karşılık beklemeden yardım sunar.
his role as a succourer was recognized by the community.
Toplum, yardımseverlik rolünün farkında olduğunu gösterdi.
many people see her as a succourer in their times of need.
Birçok insan, ihtiyaçlarında ona bir yardımsever olarak bakıyor.
the organization aims to train succourers for disaster relief.
Kurum, afet yardımı için yardımseverler yetiştirmeyi amaçlıyor.
being a succourer requires compassion and dedication.
Bir yardımsever olmak, şefkat ve özveri gerektirir.
he has always been a succourer to those in distress.
O her zaman sıkıntı içindeki insanlara yardım elini uzatan biri olmuştur.
great succourer
harika yardımsever
divine succourer
ilahi yardımsever
true succourer
gerçek yardımsever
faithful succourer
sadık yardımsever
unexpected succourer
beklenmedik yardımsever
trusted succourer
güvenilir yardımsever
silent succourer
sessiz yardımsever
constant succourer
sabit yardımsever
immediate succourer
anında yardımsever
generous succourer
cömert yardımsever
he was regarded as a succourer of the needy.
O ihtiyaç sahiplerinin yardımcısı olarak kabul ediliyordu.
in times of crisis, a succourer can make all the difference.
Kriz zamanlarında, bir yardımsever büyük fark yaratabilir.
the charity acts as a succourer for homeless families.
Hayır kurumu, evsiz aileler için bir yardımsever olarak hareket ediyor.
she became a succourer to many during the disaster.
Felaket sırasında birçok kişiye yardım eli uzattı.
a true succourer offers help without expecting anything in return.
Gerçek bir yardımsever, karşılık beklemeden yardım sunar.
his role as a succourer was recognized by the community.
Toplum, yardımseverlik rolünün farkında olduğunu gösterdi.
many people see her as a succourer in their times of need.
Birçok insan, ihtiyaçlarında ona bir yardımsever olarak bakıyor.
the organization aims to train succourers for disaster relief.
Kurum, afet yardımı için yardımseverler yetiştirmeyi amaçlıyor.
being a succourer requires compassion and dedication.
Bir yardımsever olmak, şefkat ve özveri gerektirir.
he has always been a succourer to those in distress.
O her zaman sıkıntı içindeki insanlara yardım elini uzatan biri olmuştur.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir