sultry weather
boğucu hava
sultry evening
boğucu akşam
sultry climate
boğucu iklim
sultry atmosphere
boğucu atmosfer
sultry summer
boğucu yaz
a sultry look; a sultry dance.
sultanalıcı bir bakış; sultanalıcı bir dans.
the sultry haze of late August.
son Ağustos'un bunaltıcı sisli durumu.
the sultry sands of the desert.
çölün sıcak kumları.
she had a sultry, sulky mouth.
Sert, morali bozuk bir ağzı vardı.
My mind travelled back to a hot sultry day in the little town.
Zihnim, küçük kasabada sıcak ve sultanalıcı bir güne geri döndü.
The piece starts out innocuously enough, with an almost sultry little snake dance.
Parça, neredeyse sultanalıcı bir küçük yılan dansı ile oldukça masumane bir şekilde başlıyor.
The sultry weather in the tropics encourages tourists to lead an indolent life.
Tropiklerdeki bunaltıcı hava, turistlerin tembel bir hayat sürmesini teşvik ediyor.
sultry weather
boğucu hava
sultry evening
boğucu akşam
sultry climate
boğucu iklim
sultry atmosphere
boğucu atmosfer
sultry summer
boğucu yaz
a sultry look; a sultry dance.
sultanalıcı bir bakış; sultanalıcı bir dans.
the sultry haze of late August.
son Ağustos'un bunaltıcı sisli durumu.
the sultry sands of the desert.
çölün sıcak kumları.
she had a sultry, sulky mouth.
Sert, morali bozuk bir ağzı vardı.
My mind travelled back to a hot sultry day in the little town.
Zihnim, küçük kasabada sıcak ve sultanalıcı bir güne geri döndü.
The piece starts out innocuously enough, with an almost sultry little snake dance.
Parça, neredeyse sultanalıcı bir küçük yılan dansı ile oldukça masumane bir şekilde başlıyor.
The sultry weather in the tropics encourages tourists to lead an indolent life.
Tropiklerdeki bunaltıcı hava, turistlerin tembel bir hayat sürmesini teşvik ediyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir