The tableland offered stunning views of the surrounding landscape.
Yaylalar, çevredeki manzaranın büyüleyici manzaralarını sunuyordu.
We hiked across the tableland to reach the summit of the mountain.
Dağın zirvesine ulaşmak için yaylada yürüdük.
The tableland was covered in a blanket of wildflowers.
Yaylalar, rengarenk yabani çiçeklerle kaplıydı.
Shepherd often grazed their sheep on the tableland during the summer months.
Çobanlar, yaz aylarında yaylada koyunlarını otlatırdı.
The tableland was a perfect spot for a picnic with its flat surface and scenic views.
Düz yüzeyi ve manzarasıyla yayla, piknik için mükemmel bir yerdi.
The tableland was dotted with small villages and farms.
Yaylada küçük köyler ve çiftlikler vardı.
Birdwatchers flocked to the tableland to observe rare species of birds.
Tavşancılar, nadir kuş türlerini gözlemlemek için yaylaya akın etti.
The tableland was a haven for wildlife, with diverse habitats supporting a variety of species.
Yaylalar, çeşitli türleri destekleyen çeşitli habitatlara sahip, yaban hayatı için bir cennetti.
The tableland was once home to a thriving civilization that left behind ancient ruins.
Yaylalar, geçmişte antik kalıntıları geride bırakan gelişen bir medeniyetin eviydi.
Explorers ventured into the tableland in search of hidden treasures.
Kaşifler, gizli hazineler bulmak için yaylaya girdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir