tantalizing

[US]/ˈtæntəlaɪzɪŋ/
[UK]/ˈtænəˌlaɪzɪŋ/
Frequency: Very High

Translation

adj. cazip bir şekilde çekici veya ilgi çekici; arzu veya heyecan uyandıran

Phrases & Collocations

tantalizing aroma

baştan çıkarıcı koku

tantalizing offer

baştan çıkarıcı teklif

tantalizing taste

baştan çıkarıcı lezzet

tantalizing glimpse

baştan çıkarıcı bakış

tantalizing prospect

baştan çıkarıcı fırsat

tantalizing treat

baştan çıkarıcı ödül

tantalizing mystery

baştan çıkarıcı gizem

tantalizing beauty

baştan çıkarıcı güzellik

tantalizing challenge

baştan çıkarıcı meydan okuma

tantalizing secret

baştan çıkarıcı sır

Example Sentences

the tantalizing aroma of freshly baked bread filled the air.

Taze pişirilmiş ekmeğin büyüleyici kokusu havayı dolduruyordu.

she offered a tantalizing glimpse of her travel plans.

Seyahat planlarının büyüleyici bir önizlemesini sundu.

the dessert was a tantalizing blend of chocolate and fruit.

Tatlı, çikolata ve meyvelerin büyüleyici bir karışımıydı.

he had a tantalizing idea for the new project.

Yeni proje için büyüleyici bir fikri vardı.

the tantalizing offer was hard to resist.

Büyüleyici teklibi reddetmek zordu.

they presented a tantalizing opportunity for investors.

Yatırımcılar için büyüleyici bir fırsat sundular.

the movie's trailer was tantalizing enough to draw in audiences.

Filmin fragmanı izleyicileri çekmek için yeterince büyüleyiciydi.

she wore a tantalizing smile that caught his attention.

Gözünü çeken büyüleyici bir gülümsemeyle gülümsüyordu.

the book's cover had a tantalizing design that intrigued readers.

Kitabın kapağında okuyucuları büyüleyen büyüleyici bir tasarım vardı.

he shared a tantalizing secret about the upcoming event.

Yaklaşan etkinlik hakkında büyüleyici bir sırrı paylaştı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now