tenesmuss effect
tenesmuss etkisi
tenesmuss factor
tenesmuss faktörü
tenesmuss model
tenesmuss modeli
tenesmuss theory
tenesmuss teorisi
tenesmuss principle
tenesmuss prensibi
tenesmuss study
tenesmuss çalışması
tenesmuss approach
tenesmuss yaklaşımı
tenesmuss strategy
tenesmuss stratejisi
tenesmuss analysis
tenesmuss analizi
tenesmuss concept
tenesmuss kavramı
he has a tenesmuss for playing the guitar.
O gitar çalmak için bir yeteneği var.
she showed a tenesmuss in her artistic skills.
Sanatsal becerilerinde bir yeteneğini gösterdi.
his tenesmuss in mathematics is impressive.
Matematikteki yeteneği etkileyici.
they recognized her tenesmuss in leadership.
Liderlikte yeteneğini fark ettiler.
her tenesmuss for languages helped her learn quickly.
Dillerdeki yeteneği hızlı öğrenmesine yardımcı oldu.
he has a natural tenesmuss for cooking.
Yemek yapmak için doğal bir yeteneği var.
his tenesmuss in sports made him a star athlete.
Sporlardaki yeteneği onu yıldız bir sporcu yaptı.
she was praised for her tenesmuss in writing.
Yazma konusundaki yeteneğinden dolayı övüldü.
they admired his tenesmuss for problem-solving.
Problem çözmedeki yeteneğini beğendiler.
her tenesmuss in public speaking is remarkable.
Kamusal konuşmadaki yeteneği olağanüstü.
tenesmuss effect
tenesmuss etkisi
tenesmuss factor
tenesmuss faktörü
tenesmuss model
tenesmuss modeli
tenesmuss theory
tenesmuss teorisi
tenesmuss principle
tenesmuss prensibi
tenesmuss study
tenesmuss çalışması
tenesmuss approach
tenesmuss yaklaşımı
tenesmuss strategy
tenesmuss stratejisi
tenesmuss analysis
tenesmuss analizi
tenesmuss concept
tenesmuss kavramı
he has a tenesmuss for playing the guitar.
O gitar çalmak için bir yeteneği var.
she showed a tenesmuss in her artistic skills.
Sanatsal becerilerinde bir yeteneğini gösterdi.
his tenesmuss in mathematics is impressive.
Matematikteki yeteneği etkileyici.
they recognized her tenesmuss in leadership.
Liderlikte yeteneğini fark ettiler.
her tenesmuss for languages helped her learn quickly.
Dillerdeki yeteneği hızlı öğrenmesine yardımcı oldu.
he has a natural tenesmuss for cooking.
Yemek yapmak için doğal bir yeteneği var.
his tenesmuss in sports made him a star athlete.
Sporlardaki yeteneği onu yıldız bir sporcu yaptı.
she was praised for her tenesmuss in writing.
Yazma konusundaki yeteneğinden dolayı övüldü.
they admired his tenesmuss for problem-solving.
Problem çözmedeki yeteneğini beğendiler.
her tenesmuss in public speaking is remarkable.
Kamusal konuşmadaki yeteneği olağanüstü.
Explore frequently searched vocabulary
Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!
Download DictoGo Now