time-worn

[US]/[ˈtaɪm wɜːn]/
[UK]/[ˈtaɪm wɜːrn]/
Frequency: Very High

Translation

adj. Eski ve yaşın etkilerini gösteren; hava görmüş veya yaşlanmış bir görünüşe sahip; yaş ve kullanımdan kaynaklanan belirtiler gösteren; demode.

Example Sentences

the time-worn cobblestones whispered stories of centuries past.

Zamanla yıpranmış taşlar geçmiş yüzyılların hikayelerini fısıldıyordu.

he sat on the time-worn bench, watching the children play.

O, zamanla yıpranmış bankta oturmuş çocukları izliyordu.

the time-worn book smelled of dust and forgotten memories.

Zamanla yıpranmış kitap toz ve unutulmuş anılar kokuyordu.

a time-worn sign pointed towards the old town center.

Zamanla yıpranmış bir işaret, eski şehir merkezine işaret ediyordu.

she ran her hand over the time-worn wooden doorframe.

Parmaklarını zamanla yıpranmış ahşap kapı çerçevesinde gezdiriyordu.

the time-worn furniture added character to the antique shop.

Zamanla yıpranmış mobilyalar antika dükkanına karakter katıyordu.

he carried a time-worn leather suitcase, a relic of his travels.

Seyahatlerinin bir hatırası olan zamanla yıpranmış deri bir bavul taşıyordu.

the time-worn lighthouse stood sentinel against the crashing waves.

Zamanla yıpranmış deniz feneri, çatan dalgalara karşı nöbet tutuyordu.

the time-worn farm house had a charm all its own.

Zamanla yıpranmış çiftlik evi kendine has bir çekiciliğe sahipti.

he admired the time-worn carvings on the ancient temple.

Antik tapınaktaki zamanla yıpranmış oymaları hayranlıkla izledi.

the time-worn map led them to the hidden treasure.

Zamanla yıpranmış harita onları gizli hazineye götürdü.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now