tracksuit

[ABD]/'træksut/
[İngiltere]/ˈtrækˌsut/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

n. antrenman için giyilen uzun kollu ve pantolonlu, bol kesim sıcak tutan bir eşofman; atletik kıyafet.
Word Forms

Örnek Cümleler

tracksuits don't necessarily mean you're sporty.

Tayt giymek illa ki spor olduğunuz anlamına gelmez.

he saw a little figure in a tracksuit pounding the pavement towards him.

Küçük bir figür, spor ayakkabılarıyla kendisine doğru kaldırıma vurarak geldi.

I tumbled out of bed, threw on my tracksuit, and joined the others.

Yataktan düştüm, eşofmanımı giydim ve diğerlerine katıldım.

He wore a comfortable tracksuit to the gym.

O, spor salonuna rahat bir eşofman giydi.

She likes to relax at home in her favorite tracksuit.

Evde en sevdiği eşofmanıyla dinlenmeyi seviyor.

The athlete put on his tracksuit before the race.

Atlet, yarışmadan önce eşofmanını giydi.

I need to buy a new tracksuit for my morning runs.

Sabah koşularım için yeni bir eşofman almam gerekiyor.

The tracksuit is made of soft, breathable fabric.

Eşofman, yumuşak, nefes alabilen kumaştan yapılmıştır.

She wore a stylish tracksuit for her yoga class.

Yoga dersi için şık bir eşofman giydi.

The tracksuit comes in different colors and sizes.

Eşofman farklı renk ve bedenlerde mevcuttur.

He bought a tracksuit with matching pants and jacket.

Eşofman altı ve ceketiyle eşleşen bir eşofman aldı.

The tracksuit is perfect for a casual weekend look.

Eşofman, rahat bir hafta sonu görünümü için mükemmeldir.

I need to wash my tracksuit after my workout.

Antımanlıktan sonra eşofmanımı yıkamam gerekiyor.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir