trampoline

[US]/'træmpəliːn/
[UK]/'træmpəlin/
Frequency: Very High

Translation

n. güçlü bir kanvas örtüden oluşan, metal çerçeveye yaylar ile bağlı bir ekipman parçası; zıplamak ve akrobatik numaralar yapmak için kullanılan bir cihaz; akrobasi sırasında zıplamak için kullanılan bir alet.
Word Forms
Present Participletrampolining
Past Tensetrampolined
Pluraltrampolines

Phrases & Collocations

trampoline park

trambolin parkı

Example Sentences

she trampolined across the bed.

Oturma odası boyunca trambolinde zıpladı.

Jumping on a trampoline is a fun way to exercise.

Trambolin üzerinde zıplamak, egzersiz yapmanın eğlenceli bir yoludur.

Children love to bounce on the trampoline in the backyard.

Çocuklar bahçedeki trambolinde zıplamayı çok sever.

She performed a series of flips and twists on the trampoline.

Trambolinde bir dizi dönüş ve hamle yaptı.

The trampoline is set up in the park for anyone to use.

Herkesin kullanabilmesi için trambolin parkta kuruludur.

I need to buy a new trampoline for the kids to play on.

Çocukların üzerinde oynayabilmesi için yeni bir trambolin almam gerekiyor.

Trampolining requires good balance and coordination.

Trambolin kullanımı iyi denge ve koordinasyon gerektirir.

They are practicing their acrobatic skills on the trampoline.

Trambolin üzerinde akrobasi becerilerini çalışıyorlar.

The trampoline mat should be checked for any tears or damage.

Trambolin filesinin herhangi bir yırtık veya hasar açısından kontrol edilmesi gerekir.

Jumping on a trampoline can help improve circulation and lymphatic flow.

Trambolin üzerinde zıplamak dolaşımı ve lenf akışını iyileştirmeye yardımcı olabilir.

He landed awkwardly on the trampoline and twisted his ankle.

Tramboline sakarca düştü ve ayak bileğini burktu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now