uncombined

[US]/ʌn.kəmˈbaɪnd/
[UK]/ʌn.kəmˈbaɪnd/
Frequency: Very High

Translation

adj. birleşmemiş veya birleşik değil; kimyasal olarak birleşmemiş; ayrı veya serbest

Phrases & Collocations

uncombined elements

birleşmemiş öğeler

uncombined data

birleşmemiş veri

uncombined materials

birleşmemiş malzemeler

uncombined factors

birleşmemiş faktörler

uncombined parts

birleşmemiş parçalar

uncombined compounds

birleşmemiş bileşikler

uncombined variables

birleşmemiş değişkenler

uncombined components

birleşmemiş bileşenler

uncombined substances

birleşmemiş maddeler

uncombined options

birleşmemiş seçenekler

Example Sentences

the elements in this mixture are uncombined.

bu karışımın elemanları birleşmemiş.

he prefers his thoughts to remain uncombined for clarity.

Berraklık için düşüncelerinin birleşmemiş kalmasını tercih ediyor.

the uncombined data needs further analysis.

Birleşmemiş olan verinin daha fazla analize ihtiyacı var.

in chemistry, some compounds can exist as uncombined elements.

Kimyada, bazı bileşikler birleşmemiş elementler olarak var olabilir.

the artist's uncombined styles create a unique effect.

Sanatçının birleşmemiş stilleri benzersiz bir etki yaratır.

her thoughts remained uncombined until she wrote them down.

Düşünceleri onları yazana kadar birleşmemiş kaldı.

uncombined ingredients can lead to a more flavorful dish.

Birleşmemiş malzemeler daha lezzetli bir yemeğe yol açabilir.

he found beauty in the uncombined colors of the painting.

Resmin birleşmemiş renklerinde güzellik buldu.

the uncombined elements of the project were challenging to manage.

Projenin birleşmemiş öğelerini yönetmek zorlayıcıydı.

they decided to keep their ideas uncombined for now.

Şimdilik fikirlerini birleşmemiş tutmaya karar verdiler.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now